14 Mart 2015 Cumartesi

BARDAK VE DAMLA
PORTOR MUAYENESİ KALKTI MI?
Umur Gürsoy
Beyaz Enerji operasyonundan yüce divanda yargılanıp 1 yıl 8 ay hapis cezası alan  dönemin enerji ve tabii kaynaklar bakanı bir açıklamasında “Nükleer santralları Allah’tan başka kimse engelleyemez” demişti. “Her işe Allah’ı karıştırıyorlar” diye dert yandığım Antalya’da oturur sosyolog büyüğüm Meral Holne, bana, bırak karıştırsınlar, demişti: “Allah diyene can diyeceksin;  çünkü Allah canlarının eziyet çekmesini istemez”. Bu yüzden halk sağlığı işleri Allah ve canları ile çok ilgilidir. Anlattıklarımız onların ve bizim hikayelerimizdir.
Bir sabah (19.07.2013) uyanıp işimize gittiğimizde gördük ki (718 sayılı T. Halk Sağlığı Kurumu Başkanlığı yazısı), bu ülkenin hâlâ en önemli Genel Sağlığı Koruma Yasası (Umumi Hıfzısıhha Kanunu) (UHK) gereği Türkiye’de yıllardır iyi-kötü yapılagelen portörlük muayeneleri kaldırılmış, yerine ‘hijyen eğitimi’ zorunluluğu konmuş. Bir milli eğitim müfettişi kantin okulun kantincisinden ille de portör muayene kartını isteyince dönüp dolaşıp iş benim önüme geldi. Kantincinin eline T. Halk Sağlığı Kurumu Başkanlığı’nın 19.07.2013 tarihli 718 sayılı yazısının bir kopyasını verip yolladım. Hakikaten yazıda 1/10/2011 tarihli 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye atıf ve bu çerçevede hazırlanan 05.07.2013 tarihli ve 28698 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Hijyen Eğitimi Yönetmeliğine gönderme yapılarak “…belirli zamanlarda yapılması gereken portör muayeneleri veya tetkikleri yapılmayıp bunun yerine, 126’ncı maddedeki değişiklikle hijyen eğitimleri alınmasına, 127’nci maddedeki değişiklikle ise hijyen eğitimlerine ilişkin hususların Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı ile Gıda, tarım ve Hayvancılık Bakanlığının müştereken çıkaracağı bir yönetmelikle düzenlenmesine hükmedilmiştir.” deniyordu. İşin aslını bir öğreneyim dedim.
Kanun Hükmünde Kararname (KHK) sözüyle işin başından sakat olduğunun anlamıştım. 12 Eylül Yasaklı döneminin 87. ve 91. Maddeleri ile TBMM’nin olan yasama yetkisi yürütmeye tanınmıştı. Allah yürü ya kulum demişti; iktidar da yürütebildiği kadar yürütüyordu. Bir AKP’linin bozduğunu bin akıllı gelse düzeltemezdi. Son yıllarda halkın aleyhine o kadar çok yasal düzenleme yapılmıştı ki iktidarların “…basitçe görmezden gelerek, müdahale etmede yetersiz kalarak, önlem almayı reddederek, hukuki biçimciliğin ve politik felcin birbirini takviye ettiği karmaşık ve mükemmeliyetçi uygulamaların arkasına sığınarak” halkı sömürmesine ve baskı altın almasına dikkat çeken Bilim ve İktidar’ın editörleri Federico Mayor ve Augusto Forti’nin kulakları çınlamaktan sağır oldu. Söz konusu KHK ile o kadar çok kanunun maddesi değiştirilmiş ki; izlemek, eleştirmek, görüş vermek, yorum getirmek, görüşleri, yorumları ve eleştirileri multidisipliner olarak izleyip okumak; sivil ve resmi kurumlarda çalışan uzman ve bilim insanlarının kapasitesini aşan büyük bir iş yükü ve zorluk oluşturuyor.
Sadede gelelim, portör (taşıyıcı hastalık araştırma) tetkik ve muayenesini düzenleyen eski haliyle Yenilecek ve içilecek şeyler satan veya veren veyahut taharet ve nezafete mütaallik sanatlar ifa edenler her üç ayda bir kendilerini muayene ettirerek bir sıhhi rapor almağa mecburdurlar. Bunlardan devrei sirayette frengi ve sari verem ve cüzzama müptela olanlarla halkın istikrah ve nefretini mucip bir cilt hastalığına duçar olanlar sanatlarını icradan menolunurlar.” şeklindeki UHK Madde 126:Gıda üretim ve satış yerleri ve toplu tüketim yerleri ile insan bedenine temasın söz konusu olduğu temizlik hizmetlerine yönelik sanatların ifa edildiği iş yeri sahipleri ve bu iş yerlerinin işletenleri, çalışanlarına, hijyen konusunda bu iş yerlerindeki meslek ve faaliyetin gerektirdiği eğitimi vermeye veya çalışanların bu eğitimi almalarını sağlamaya, belirtilen eğitimleri almış kişileri çalıştırmaya, çalışan kişiler ise bu eğitimleri almaya mecburdurlar. Bizzat çalışmaları durumunda, iş yeri sahipleri ve işletenleri de bu fıkra kapsamındadır.
Bulaşıcı bir hastalığı olduğu belgelenenler ile iş yerinin faaliyet ve hizmetlerinden doğrudan yararlananları rahatsız edecek nitelikte ve görünür şekilde açık yara veya cilt hastalığı bulunanlar, bizzat çalışan iş yeri sahipleri ve işletenleri de dâhil olmak üzere, alınacak bir raporla hastalıklarının iyileştiği belgeleninceye kadar, birinci fıkrada belirtilen iş yerlerinde çalışamaz ve çalıştırılamazlar. Çalışanlar, hastalıkları konusunda işverene bilgi vermekle yükümlüdür.” şeklinde değiştirilmiş; “126’ncı maddede zikrolunan sıhhi muayene meccanen belediye tabipleri tarafından yapılır. Belediye tabipleri bulunmayan yerlerde bu vazife hükümet tabipleri tarafından icra olunur. Mahalli belediyelerince hangi meslek ve sanat erbabının muayeneye tabi olduğu 266’ncı maddede zikredilen nizamnameye dercolunur. biçimindeki UHK Madde 127 ise: “Madde 127- 126 ncı maddede belirtilen iş yerlerindeki hijyen eğitimine yönelik hususlara, bu iş yerlerinde çalışmaya engel bulaşıcı hastalıkların ve cilt hastalıklarının neler olduğuna, iyileşme hâlinin belirlenmesine, hangi meslek ve sanat erbabının 126 ncı madde kapsamında olduğuna ilişkin usûl ve esaslar, Sağlık, İçişleri ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlıklarınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
126 ncı maddede belirtilen iş yerlerinde bulaşıcı bir hastalık veya bir salgın hastalık çıkması durumunda, bu hastalıkla alakalı gerekli incelemeler, analiz masrafları iş yeri sahipleri ve işletenlerince karşılanmak üzere ilgili kurumlar tarafından yapılır.
126 ncı maddede belirtilen iş yerlerinde bulaşıcı bir hastalık veya bir salgın hastalık çıkması hâlinde doğacak hukukî sorumluluklar ile bu durumdan zarar gören kişi veya kurumların hukukî yol vasıtasıyla talep edebilecekleri tazminat ödemeleri veya olabilecek diğer ödemeler iş yeri sahiplerine ve işletenlerine aittir.” şekline getirilmiştir. İlk halinde iken muayeneyi yapacak bu hekimin önce sağlık ocağı hekimi, sonra ise aile hekimi oldu. Müfettişin istediği rapor işte UHK’da belirtilen bu ‘sıhhi rapor’.
05.07.2013 tarihli ve 28698 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Hijyen Eğitimi Yönetmeliği’nin ‘Çalışmaya engel teşkil eden hastalıklar’la ilgili maddesinde:
“MADDE 9- (1) Aşağıda belirtilen hastalıkları bulunanlar iyileşme hâlini/bulaştırıcılığın olmadığını raporla belgeleyene kadar bu Yönetmelik kapsamındaki iş yerlerinde çalışamaz ve çalıştırılamazlar:
a) Gıda ile taşınabilen bir hastalığı olan veya bu hastalığın taşıyıcısı durumundaki kişiler ile ishali bulunanlar.
b) Vücudun görünür kısımlarında açık/enfekte yara, deri enfeksiyonu ve benzeri halkta tiksintiye yol açabilecek deri lezyonları bulunanlar; cüzzam, frengi ve verem hastalığına yakalananlar.
c) 30/5/2007 tarihli ve 26537 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bulaşıcı Hastalıklar Sürveyans ve Kontrol Esasları Yönetmeliğinde yer alan, hijyen ilkelerine uyulmadığı durumlarda halk sağlığı açısından problem oluşturabilecek hastalığı bulunanlar.
(2) Çalışanlar, hastalıkları konusunda işverene bilgi vermekle yükümlüdür.” denmektedir, ancak bunu nasıl nerede ne zaman yapılacağı belirtilmemektedir.
Görüldüğü gibi bizim portör muayenesi diye adlandırdığımız hekim muayenesi ve tetkikleri, kalkmış değildir, ancak çalışanda ‘belirtilen hastalıkları bulunanlar iyileşme hâlini/bulaştırıcılığın olmadığını raporla belgelenmesi’nin kim tarafından talep edileceği, rahatsız edecek nitelikte ve görünür şekilde açık yara veya cilt hastalığı bulunanları”,cüzzam, frengi ve verem hastalığına yakalananlar”ı (ne, nerede?) kimin saptayacağı, saptamayı yapacak bu hekimin (kim?) hangi kurum (nerede?)  olacağı, muayenenin ne zaman, nasıl yapılacağı (ne zaman, nasıl?) KHK ve emrettiği yönetmelikte Hijyen Eğitimi Yönetmeliği’nde ayrıntılı olarak yazılmamıştır. Hastalık ve sağlık durumu işçini beyanına (sorumluluğuna) bırakılmıştır:Çalışanlar, hastalıkları konusunda işverene bilgi vermekle yükümlüdür.”. Bilgi verse n’apacaksın; vermese n’apacaksın? İş güvencesini olmadığı bir toplumda kim bende bulaşıcı hastalık var bilgisini işverenine bildirir?
Sağlık hukuku, Halk Sağlığı Okullarının bünyesinde bulunması gereken ve hukuk fakültelerinde bilim dallarının olması gereken halk sağlığının ileri uzmanlık ve lisans üstü (master-doktora) alanlarından birisidir. Yasa yazmak, önemli; uygulamak zor bir iştir. KHK gibi, torba yasa gibi bir sakat hukuk metinlerinin içine konulan 5N1K (Ne, nerede, neden, ne zaman, nasıl ve kim) yönünden eksiklerle dolu, topu sürekli taca atan,  sürekli tribüne oynayan, gerçekçi ve ülke yararına olmayan popülist hukuk düzenlemelerinin ve uygulamalarının sonuçlarını dahi izleme yeteneği olmayan bir ülke yaratıldı.

Not: Mart 2015 tarihinde Halkın sağlığı.org sitesinde yayınlanmıştır. Site yayınına son verince buraya taşıdım.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder