9 Temmuz 2015 Perşembe

ORUÇ SAĞLIK İÇİN BİR RİSK ETKENİ Mİ?
Umur Gürsoy
Ölüm orucu bozar mı?
Metin Üstündağ
Her Ramazan ayında, çoğu yerde lokanta, kahvehane vb. sahiplerinin özgür iradeleri ile gündüzleri bir ay kapanır; resmi kurum yemekhanelerinde (valilik, üniversite vb.) kaç çalışanın yemek yiyeceğini soran bir yoklama yapılmaksızın öğle yemeği hizmeti Ramazan süresinde kesilir. Devlet dairelerinde iş verimsizliği had safhaya varır; oruç tutan memurların çoğunun çeşitli yerlerde veya masa başında uyumalarına veya işe geç (ya da nöbetleşe) gelip erken gidişlerine karşı yönetimsel bir hoşgörü oluşur. Özel fabrikaların yemekhanelerinde ise Ramazanda yemek çıkmasına (iş veriminin düşmemesi için) işverenlerin pek karışmadığı anlaşılıyor.1, 2
2013 yılın 6 Ağustosunda, Ramazanın son günü (Arife), Verem Savaş Dispanserine izleme için çağrılan ve zaman zaman baygınlık geçirme ve nefesi daralma yakınmaları olan 24 yaşındaki erkek hastaya altı gün önce akciğer tüberkülozu tanısı konmuş ve tedaviye başlanmıştı. İşsiz ve imam nikâhlı olan hasta, kansız ve ileri derecede zayıftı. Kendisinin ve eşinin yeşil kartı olmayan hasta oruç tutuyormuş. Tansiyonunu ölçtük; düşük çıktı. Yakınmalarının, aldığı ilaçların (İzoniyazid, Rifampisin, Pirazinamid ve Etambutol) etkilerini ağırlaştıran sıcak aylarda ve sıcak bir bölgede (Çukurova) tuttuğu oruca bağlı olduğunu ve oruç tutmaması gerektiğini söyledik.
Bu yıl oruç tutan 45 yaşındaki bir yakınım öğleden sonra susuzluğu başladıktan sonra baldırlarında ve kasığında şiddetli ağrılar olduğunu söyledi. Ağrılar oruç tutmadığında veya oruçlu iken almasını söylediğim tek doz 100 mg aspirin içince geçiyor. Benim tanım: Kanın oruç (susuzluk) nedenli koyulaşmasına bağlı baldır kaslarındaki kılcal damarlarda mini tıkanıklıklar ve dokulara az oksijen gitmesi. Yakınımın bu öyküyü anlattığı bir başka hekim arkadaşı da beni doğrulayarak, oruç tutan genç bir hekimin de yakında kalp krizi geçirdiğini söylemiş.
Aklıma Selçuk Altun’un, Metin Üstündağ’ın “Hasar Tespit Çalışmaları” kitabından yaptığı: “Aklımda son bir soru italik: ÖLÜM ORUCU BOZAR MI?” ile “Yurtta sus cihanda sus.” ve k. İskender’in “Rahibinden Satılık Kilise” isimli kitabından yaptığı: “Gerçeği söyleyin: Hayatta mıyım doktor?” kelâm-ı kibarları (aforizma-özdeyiş) geldi.3
Bir ay (hicrî) takvimi ayı olan Ramazan, güneş (miladî) takvimine göre her yıl mevsimler arasında gezinir; belirli bir mevsimin ayı olmaz; her yıl, yaklaşık 11,5 gün daha erkene ve geçmiş mevsime doğru her 9 yılda bir önceki mevsime kayar.4 Bu durumda Müslümanlar bu yıl (2015) ve sonraki en az 4 yıl daha uzun ve sıcak yaz günlerinde (temmuz ve haziran) oruç tutulacaklardır. Örneğin, 18 Haziranda başlayan 2015 yılının ilk orucu ise Ankaralılar için 30 gün boyunca neredeyse hiç azalmadan 17 saat 13 dakika sürecek.5
Oysa, günümüz hekimlik biliminde sağlıklı besi düzeni için erişkinlerde yemek araları yaklaşık 5 saatlik üç temel öğün ve aralarında ara öğünler olarak düzenlenir ve sabah kahvaltısı başta olmak üzere öğün atlanmaması; sık ve az yenmesi öğütlenir. Bunun aksini yapanlar kısa ya da uzun dönemde kişiden kişiye değişen, başta sağlıklarında olmak üzere işlerindeki ve eğitimdeki vb. verimlilik düşüşleri, hastalıklı ve yeti yitimli (yaş ve işlerine göre kendilerinden beklenen yaşamsal iş ve olaylarda verimsiz) günler yaşarlar. Bunlara bağlı nedenlerle entelektüel ve sosyal yaşamlarında zorluklar ve ölçülebilir ekonomik zararlara neden olurlar. 30 gün süren Ramazan orucunun sağlığımıza ve sosyal yaşama olası olumlu ve olumsuz etkileri olmakla birlikte olumlu ve olumsuz etkilerin karşılaştırmalı bilimsel kanıtları araştırılmadığı için henüz yoktur.6,7
Toplum, sağlıkta risk grupları bakışıyla erkek ve kadınlardan, çocuk ve erişkinlerden; genç ve yaşlılardan, hastalar ve sağlamlardan ve de çalışan ve çalışmayanlardan; çalışanlar da az tehlikeli, tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde çalışanlardan oluşur. Kimi işler vardiyalıdır ve kimi vardiyalar ve işler 12 saati aşar veya gece saatlerinde geçer. Kimi işler bürolarda, kimisi de yüksek sıcak veya çok soğuk ortamlarda, yer üstünden çok yükseklerde veya yer altının çok derinlerinde; farklı kalori gereksinimleri ile yapılır. Beyin gücü kullanımı yoğun, beyaz yakalı dediğimiz meslek üyelerinde (öğretmen, hekim, bilim insanı, mühendis, devlet adamı vb.) bütün işler gibi (entelektüel) üretimin niteliği, niceliği ve süresi açlıkla çok ilişkilidir. Yani toplumlarda iş bölümü ve çalışma yaşamı, orucun farz kılındığı M.S. 600’lü yıllardaki iş ve meslek sayısından çok daha fazla ve çeşitlidir.
Sağlığı etkileyen etkenler: A- Bünyesel B- Çevresel Etmenler olarak ikiye ayrılır:8 Yaş, Cins, Geçirilmiş hastalıklar, Ruhsal durum, Hareketlilik düzeyi, Beslenme düzeyi, Anne karnında karşılaşılan etkenler ve kalıtsal etkenler bünyesel etkenlerdir. Kalıtsal ve genetik olanlarla anne karnındaki etkilenmeler dışındaki bünyesel etmenler, kişinin günlük iş, yorgunluk ve iyilik durumundaki dengesi; çalışma kapasitesi; sağlık ve rahatlığını etkileyen birbirine geçmiş bir takım etmenlere bağlıdır. Dış Çevresel Etmenlerden Etkilenme Düzeyinin Kişiye Bağlı Değişkenleri diye adlandırabileceğimiz bu özellikler üç grupta incelenir.9 Oruç, bu değişkenlerden özellikle Beynin çalışma durumunu (Doğallığı, yoğunluğu, özel duygular ve olaylar karşısındaki beyinsel duruş-bakış açısı); Kasların çalışma durumunu (Kas çalışmasının enerji harcama, dinlenme ve hareket halindeki bileşenleri; hafif, orta ve ağır işler ve duruş değişiklikleri); İşin zamansal özelliklerini (İşin sürekliliği (devamlı mı, aralıklı mı); çalışmanın hızı ve ritmi; işin güne ve haftaya yayılışı; dinlenme aralığı ve süresi; çevre değişikliği hızı ve çevre faktörlerine karşılaşma süresi; uyku süresi); ve Kişinin Bireysel özelliklerini (yaş, cins, fiziksel durum; sağlık durumu, diyet dengesi ve enerji alımı; alışkanlıkları; çevre değişikliklerine uyumu; ekonomik durumu ve uyku durumu) doğrudan veya dolaylı olarak etkiler.
Bütün hastalıklar ve kazalar için de geçerli olduğu gibi şeker hastalarının, böbrek hastalarının ve kalp hastalarının ve yaşlıların oruç tutmaları kendi sorunları ve kişisel tercihleri olduğu kadar toplumun sağlık bütçesine zarar veren ve sigarada olduğu gibi keyfe bırakılamayacak kadar denetlenmesi gereken bir toplumsal maliyet yaratabilir. Bu durum (hasta iken oruç tutarak hastalığının ilerlemesi ya da dikkat dağınıklığı ve sinirlilik vb. sonucu yapılan trafik ve iş kazalarından doğan can ve mal kayıpları vb. nedeniyle) sigorta sisteminde sağlamların ve oruç tutmayanların ödediği payların tükenmesine neden olur. Zira uzun süre (Oruç tutanlarda olduğu gibi ortalama 17 saatten fazla) aç ve susuz kalanlarda şeker düşmesi (hipoglisemi) ve kan basıncı düşmesi (Hipotansiyon) ya da kan basıncı yükselmesi (hipertansiyon) ve de sıcaklık hastalıklarına (sıcaklık stresi, sıcaklık çarpması ve sıcaklık şoku) bağlı olarak çeşitli bedensel ve fiziksel hastalıkların, hastaların kullandığı ilaçların etki ve yan etkilerinin ve düşen dikkat ve performans nedeniyle oluşan kazaların şiddeti bireyin kişisel, yer ve zamana bağlı özelliklerine bağlı olarak artar; var olanlar şiddetlenebilir.10
Ülkemizin bugünkü bilimsel ve resmi istatistiksel altyapısı Ramazan orucunun sağlık ve sosyal yaşama olası olumlu ve olumsuz etkilerini (örn. Ramazanda oruç tutanlarda ölüm ve hastalık oranlarında, iş ve trafik kazalarında, iş veriminde vb. artış veya azalışı; oruç tutanların tutmayanlara göre beklenen yaşam ve yeti yitimlilik sürelerindeki artış veya azalmaları ve bunların hastalık yüklerini vb.) tam olarak hesaplamaya ve araştırmaya uygun değildir. Eğer bu etkiler toplumsal olarak hesaplanabilseydi, tıpkı kimi batı ülkelerinde bankacılık gibi kimi sektörlerde sigara içenlere yapılmaya başlandığı gibi her halde işverenler çalışanlarının oruç tutmasını istemeyebilirler; oruç tutan işçilere iş güvenliğini bozdukları için ya da sporculara performansları düştüğü için kimi yaptırımlar getirebilirlerdi.11
Ama asıl önemli olan, toplumdaki herkesi kendisi gibi Müslüman ve Sünni; oruçlu, sağlıklı ve çoğunlukta olduğunu kanıtsız zanneden bir toplum kesiminin; oranı nüfus artışına bağlı olarak artan ve çeşitli nedenlerle (sünni olmayan turistler (yılda yaklaşık 4 milyon kişi) dışındaki oruç tutamayacak kadar hasta olanlar, gayrimüslimler, Aleviler, dini nedenlerle oruçtan muaf olan çocuklarımız ve adet görme dönemdeki kadınlarımız) nüfusun oruç tutmayan en az yaklaşık % 40’lık bir kesimine kendi tekçi dini ritüellerinden birisini toplumsal maliyeti pahasına dayatması ve henüz kimse hesaplamasa da olası toplumsal maliyetlerini tüm ülkeye (her iki kesime de) ödetmesidir.11
Kaynakça
  1. Ramazanın ilk günü çalışanın oruç tutma oranı %32'ye geriledi. Wall Street Journal Gazetesi’nin 11.07.2013 tarihli Türkçe internet Gazetesi. http://www.wsj.com.tr/article/SB10001424127887323740804578599050527319888.html.
  2. Özkök, E., “Doğan Grubu'nun yüzde kaçı oruç tutuyor?”, 13.07.2013 tarihli Hürriyet Gazetesi, http://www.haberarz.com/medya/dogan-grubunun-yuzde-kaci-oruc-tutuyor-h21995.html.
3.      Gürsoy U. Halk sağlığı için…008. http://hsicinhakemsiz.blogspot.com.tr/2013/08/halk-sagligi-icin-008.html.
  1. Ramazan. http://tr.wikipedia.org/wiki/Ramazan.
8.      Toplum Hekimliği (Halk Sağlığı) Dersleri. Dirican, R., Hatipoğlu Yayınları, 1990.
9.      Hobson W, ed. The Theory and Practice of Public Health, 5th ed. Oxford: Oxford University Press,1979.
  1. Gürsoy U. Enerjide Toplumsal Maliyet ve Temiz ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları. Ankara: Türk Tabipleri Birliği;2004.
  2. “Fenerbahçe'de 'oruç' krizi”, http://www.turkiyegazetesi.com.tr/spor/18472.aspx.
12.  Halk sağlığı için.. 007 (Ramazan Özel). http://hsicinhakemsiz.blogspot.com.tr/2013_07_01_archive.html.

Not: Temmuz 2015 tarihinde Halkın sağlığı.org sitesinde yayınlanmıştır. Site yayınına son verince buraya taşıdım.

1 Temmuz 2015 Çarşamba

İL/İLÇE HIFZISSIHHA MECLİSLERİNİN GÖREVİ: SICAK HAVALAR ÖRNEĞİ
Dr. Umur Gürsoy
Çiçek hastalığının kökü kazındı, şimdi sıra kötü yönetimde.
Dr. D.A. Henderson
Bir arkadaşımın Adana’da vergi müfettişi olarak çalışan oğlu, öğle güneşinin kavurduğu işyerindeki elektrik tesisatının yükü kaldıramaması yüzünden iklimlendirme cihazlarının çalışmaması nedeniyle 4 gündür verimli çalışamadığından yakınıyormuş.
İletişim bilimci Prof. Dr. Ali Ergur'un 20-24 Ekim 2014 tarihlerinde Edirne’de yapılan 17. Ulusal Halk Sağlığı Kongresinde yaptığı açıklamalara göre, artık sürekli olağanüstü durumda yaşıyoruz. Çünkü bugün insanın ve toplumun yaşadığı hiçbir şey olağan değil. 18. Ulusal Halk Sağlığı Kongremizin ana konusu ise “Olağanüstü Durumlar ve Halk Sağlığı” olarak belirlerdi. Kongre 5-9 Ekim 2015 tarihleri arasında Konya’da yapılacak.
Önemli olan, hangi olağanüstü durumda ve durum hangi boyuta ulaştığında önlem almalıyız, buna karar vermek. Zorluk burada başlıyor. Çünkü önlem alma sınırı ve önlemlerin çeşidine karar vermek makro ve mikro düzeyde bir çevre politikası ve izin verilebilirlik standartları (ölçütleri)  oluşturmasını gerektiriyor. Yani devletin neyi olağanüstü durum kabul edip ne zaman, ne yapacağı, yani devlet etmek yol ve yöntemlerine devlet, kuvvetler ayrılığı ilkesine göre karar vermek ve sonra da yaşama geçirmekle görevli. Ne var ki teknik konularda bütün konularda politikalar ve mevzuat, bilim insanlarının raporları doğrultusunda, ama iktidardaki çıkar gruplarının çıkarları yönünde yapılıyor. Yıllar önce Hava Kirliliği Kontrolü yönetmeliği hazırlık komisyonlarına giren Mersin Üniversitesi’ndeki bir çevre mühendisliği bilim adamının bir toplantı arasında bana: “Hava Kirliliği limitlerimizi Avrupa sınırlarına çekseydik, bütün termik santrallarımızı kapatmamız gerekecekti” dediğini hiç unutmuyorum.
Olağanüstü durum çeşidinin çok arttığı ve oluşma aralıklarının çok sıklaştığı bir dönemde, devlet etme kurumlarının da (politika yapıcıların, uygulayıcıların ve denetleyicilerin yani yasama-yürütme ve yargının) bu hıza ve çokluğa ayak uydurması, uyarlaması gerek; ki bu bile bir devlet etme konusu (Neyi, neden, neyle,  nasıl, ne zaman ve kim vb.), ama her ince ve durum konusunda duruma özel mevzuat ve ölçüt oluşturulamayabilir. Oluşturulması durumun hızına yetişmeyebilir.
İşte sağlık ve özellikle çok sık (günlük, bazen anlık ve saatlik) değişen çevre sağlığındaki durumlar nedeniyle hızlı ve sık sık karar alınması, alınan kararların sürekli yeniden düzenlenmesi gereken ulusal, bölgesel ve yerel konularda devletin elinde böyle bir olanak var: Vilayetler ve kazalar Umumi Hıfzıssıhha Meclisleri (UHM) (İl/İlçe Genel Sağlığı Koruma Meclisleri).
Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 23-28. Maddelerinde belirtilen özelliklere göre çalışan İl/İlçe UHM’lerin kararları bu yüzden kanun hükmündedir. Olağan olarak ayda bir kere; olağanüstü durumlarda (Ahvali fevkalâdede) valinin daveti veya halk sağlığı/sağlık müdürlüğünün talebi üzerine daha sık toplanan UHM’leri ve bölgenin sağlık durumlarını dikkate alarak şehir, kasaba ve köyler sağlık durumunu düzeltecek ve var olan sakıncaların giderilmesine yarayan önlemleri alırlar ve alınan önlemlerin yürütülmesine yardım ederler. UHM kararları valiler ve kaymakamlar tarafından yerine getirilir.1
Eskiden (70’li yıllarda) devlet işleri daha ciddi yürütülür ve teknik konulara küçük siyasetçilerin ve yerel yöneticilerin ikide birde karışamaması için sağlık müdürleri sanırım üçlü kararnameye benzeyen bir atamayla (Müsteşar, bakan ve başbakan) ve asil olarak atanırdı. Öyle olunca sağlık müdürü valinin memuru ve bir gecede görev yeri ve değiştirilebilen vekil olmadığı için yasadaki sağlık işlerinin hâkimi sağlık teşkilatı ve sağlıkçılar olur idi.
O zaman,  il/ilçede hava kirliliği, aşırı sıcaklar ve ramazan vb. nedeniyle hastalıklarda ve ölümlerde bir artış olup olmadığı rahatlıkla kaymakam ve valiye sunulur ve kimi zaman kış koşullarında alınan kimi önlemler (Gebe ve engelli çalışanların işe gelmemesi) vb. sıcak yaz günlerinde de alınabilirdi.
Her ne kadar günümüzde her yerde klimalı çözümler üretildiği söylense de Türkiye nüfusunun hangi yüzdesinin iklimlendirme koşullarına sahip olduğu ve günlük ölüm istatistikleri bilinmemektedir. Oysa, bütün kötü çevre koşulları gibi sıcak havalardan da en çok yoksullar, hastalar, doğurgan yaştaki kadınlar, yaşlılar ve çocuklarımız etkilenirler.
1960’lı yıllara gelen çocukluğumun radyo bültenlerinde haber okuyan tanıdık bir sesi, Temmuz ayı başında olsa gerek, tekrarlayan boğucu Çukurova sıcaklarında, usumda her yıl tekrar duyarım: “Adana Valiliğinden açıklanmıştır. Yaz mesaisi uygulamasına bu yıl da 01 Temmuz-31 Ağustos tarihleri arasında uygulanmaya başlanacaktır. Bu tarihler arasında resmi dairelerde mesai 07’de başlayacak olup, saat 14’.00’da sona erecektir. Halkımıza duyurulur.”
Küresel ısınma nedeniyle 2070’te Türkiye genelinde sıcaklıklar 6 derece kadar yükseleceği”, İstanbul’un hava sıcaklığının Adana gibi olacağı açıklanır, ama Adana ve Çukurova’nın sıcaklığının dünyanın neresi gibi olacağına kimse değinmez.2 Zira merkez medya için İstanbul, Türkiye demektir. Oysa Güney ve Güneydoğu illerimizin hava sıcaklığı da gelecek yıllarda bugünküne göre 3-4 derece daha fazla olacaktır. Örneğin, Temmuz ve Ağustos ayı uzun yıllar sıcaklık ortalamaları 28 derece olan Adana’da çöl sıcakları ile Temmuz 2015’te dahi gündüz saatlerinde gölgede 40’lı derecelere tırmanmıştır.3
Suudi Arabistan’da çalışan bir yurttaşımız, orada kamu kurumlarının ve işyerlerinin yazı aylarında gündüz kapılı olup, akşam açıldığını söylemişti. Benzer bir uygulamanın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de olduğu anlaşılıyor.4 Aynı uygulamaya 2007’de Türkiye’de de gidildiği anlaşılıyor. Ecevit hükümeti döneminde 2000’de de böyle bir uygulama olmuş ve bazı memurlar (engelliler, hamileler, kalp, tansiyon, astım, kanser gibi kronik sağlık sorunu olanlar) idari izinli sayılması için Sağlık Bakanlığı, valiliklere gönderdiği genelgede, illerdeki hava koşulları göz önünde bulundurularak gerekirse mesai şartlarının yeniden düzenlenmesini, çalışanların kanuni şartlar çerçevesinde izinli sayılmalarını önerilmiş, illerde uygulamayı valilere bırakmıştı.5 Zamanın Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Doç. Dr. Turan Buzgan, 4 yaşından küçük çocuklar, yalnız yaşayanlar, bakıma muhtaç olanların, gebelerin ve açık alanda çalışanların sıcaklıklardan özellikle korunmaları gerektiğini; sürekli ilaç kullananlar, bebekler, yaşlılar, hamileler, kronik hastalığı bulunanlar, alkol ve uyuşturucu madde bağımlısı olanların sıcaklar nedeniyle risk grubunda yer aldığını belirterek; aşırı sıcakların başta beyin olmak üzere çeşitli organlarda hasara neden olabileceği uyarısında bulunmuştu.
Bizde ancak terör saldırıları, trafik kazaları ve maden kazalarında vb. toplu ölüm kayıtları oluşuyor. Halk sağlığı ve uluslararası hastalık sınıflandırmalarında ölümlerin üç nedeni var: Temel-ara ve son neden. Şüphesiz aşırı sıcaklar ölümün temel nedeni olmasalar da ölümlerin son nedenlerine (hastalıklılığa ve ölümlülüğe) arttırıcı etki yaparlar ve yerelde hızla önlem alacak kararları gerektirirler.
Ama daha önce ilin ve ilçenin ölüm ve hastalıklarını günlük olarak yaşa ve cinse ve hastalık nedenine göre değerlendirecek bir kayıt sisteminiz ve ekibiniz olmalıdır. 2012 yılından beri Türkiye bütün il ilçe ve köylerinde ölüm ve ölüm nedeni istatistiğini günlük olarak toplamakta, ancak yerel düzeyde ve kamuya açık (şeffaf) olarak bil(e)memektedir. O halde Dünya Sağlık Örgütü Çiçek Hastalığı Küresel Eradikasyon Programı Eski Başkanı Henderson’un (87) söylediği gibi sıra “kötü yönetim”e geldi de geçiyor. 
Kaynaklar:
1. Umumi Hıfzıssıhha Kanunu. 06.05.1930 tarihli ve 1489 nolu Resmi Gazete. http://www.resmigazete.gov.tr/arsiv/1489.pdf.

2. Küresel Isınmanın Türkiye'ye Etkileri, http://www.kuresel-isinma.org/bilgiler/item/197-kuresel-isinmanin-turkiyeye-etkileri.html.

3. Meteorolojiden 'Çöl Sıcakları' Uyarısı. 23 Temmuz 2015 Perşembe. http://www.haberler.com/meteorolojiden-col-sicaklari-uyarisi-7534238-haberi/.

5. 14 İlde, Sıcaklardan Dolayı Bazı Memurlar İdari İzinli Sayıldı. http://www.memurlar.net/haber/79874/

 

 Not: Temmuz 2015 tarihinde Halkın sağlığı.org sitesinde yayınlanmıştır. Site yayınına son verince buraya taşıdım.

26 Haziran 2015 Cuma

SAVCI BEY NEREDE HATA YAPTI?
Umur Gürsoy
Her hak helal değildir; her helal da hak değildir.
Alev Alatlı
Bazı bulgular, toplumun sağlığını ilgilendiren önemli göstergelerdir. Örneğin içme/havuz suyunun bir litresinde bulunan bir-iki insan dışkı mikrobu, o suya sağlam ya da hasta; insan dışkısının karıştığını gösterir. Sağlık hizmetlerindeki aksamayla ilgili bir başka gösterge ise mahkemelere artarak yansıyan davalar ve mahkemelerin kararlarıdır.
Gazetelerden öğrendiğimize göre halen Ordu’da çalışan 41 yaşında erkek bir cumhuriyet savcısı ile 29 yaşındaki öğretmen eşi, Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün yurttaşlarına sağladığı bir olanaktan yararlanmayarak doğumda yapılan Hepatit B (HB) hastalığına karşı koruma sağlayan aşıyı yeni doğmuş ikiz çocuklarına yaptırmayıp, devletin Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı ile davalık olmuşlar ve üstelik yerel mahkemede kendilerini haklı çıkarmışlardır. 2013 yılında Manyas’ta ve Uşak’ta iki ailenin çocuklarına zorunlu aşıyı yaptırmayışları üzerine Aile Sosyal Politikalar Bakanlığının aile hakkında açtığı davalar da “Aşı anayasal ve yasal bir zorunluluk değildir” savıyla Manyas Aile hukuk mahkemesince red edilmişti.
Savcı beyin ve diğer ailelerin yaptıkları önemli bir yurttaşlık hakkının çalıştırılması yönünden kutlanacak bir davranıştır. Sorun şu ki, biz işin içindekilerin iyi bildiği gibi, bilime inanmayanların son 13 yıllık iktidarını temsil eden eski başbakan Erdoğan’ın kendisine ve aile bireylerine domuz gribi aşısı yaptırmama kararı sonrasında, çocuklarına çeşitli nedenlerle aşı yaptırmak istemeyen aileler ve bu konuda açılan davalar artmıştır, ama bu sorun içinde cıva bileşiği olan aşıların yapıldığı bütün ülkelerde yaşanmıştır. ABD, bilimsel olarak gerektiren bir kanıt olmasa dahi sırf aşılama oranları düşmesin diye tek doz içeren HB aşılarının içindeki cıva bileşiğini (thiomersal) çıkartmış ve bütün dünya ülkeleri de bu yolu izlemişlerdir. Ancak halen, Haziran 2015 itibarıyla ülkemizde gerek 10 yaşın altındaki çocuklara uygulanan tek dozluk (0,5 ml’lik) pediatrik tip aşılarda gerekse 10 yaş üzeri ve erişkinlerde uygulanan tek dozluk (1,0 ml’lik) erişkin tipi HB aşılarında (Euvax B) % 0,01 w/v (birim hacimde ağırlık olarak) thiomersal bulunmaktadır.
Bizler biliyoruz ki en kötü mantık yürütme ile bile bireysel özgürlüklerin sınırı başkalarının özgürlüğü ile sınırlıdır. Hiçbir devlet yurttaşlarının kuduzdan kudurmasını, balgamında verem, dışkısında çocuk felci, kolera, tifo vb., öksürük damlacığında kızamık, boğmaca vb., kanında ise HB mikrobu taşımasını istemez. Bu nedenle özellikle aşı ile korunulan hastalıkları denetlemek, dizginlemek için özel önlemler alır. Bu nedenledir ki sahipsiz bir köpek tarafından ısırılan hiçbir yurttaşın kuduz aşısı olmama özgürlüğü olmadığı gibi hiçbir anne babanın da ne kendi çocuklarının sağlığı için ne de toplum sağlığı için çocuklarına devletin bilim kurullarınca önerilip yasalaşan zorunlu aşıları yaptırmama lüksü ve özgürlüğü yoktur. Devlet denen aygıtın yararlarından faydalanmak için onun getirdiği kimi külfetlere katlanmak; ‘kederde ve kıvançta ortak olma’nın koşuludur.
Nitekim bu konuda son sözü yine yüksek yargı koymuş ve Yargıtay, Aile Bakanlığını temyiz ettiği Uşak’daki davayı: “Çocuğun yasal temsilcileri uygulanacak aşı ile ilgili aydınlatıldıkları halde, hiçbir haklı gerekçe ileri sürmeksizin buna rıza göstermiyorlarsa, çocuğun menfaatine aykırı bu tavra hukuki sonuç bağlanamaz, çocuğun üstün yararına açıkça aykırı ise rıza aranmaz” gerekçesi ile bozmuştur.
Eğer doğumda gerekli aşılama uygulanmazsa, erişkin dönemde geçirilen akut HB enfeksiyonu sonrası kronikleşme %5-10; ama yenidoğanlarda olguların %70-90’ı kronik HB taşıyıcısı olur ve bu taşıyıcıların %30-50’sinde kronik karaciğer kanseri gelişir (bkz. http://www.istanbulsaglik.gov.tr/w/mev/mev_gen/temel_saglik/g_hep_b.pdf). Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre akciğer kanserinden sonra en çok ölüme yol açan kanser türü kabul edilen karaciğer kanserlerinin % 50’inden sorumlu olan HB hastalığından ve kötü bir kronik hastalık olan sirozdan ömür boyu korunmayı sağlayan HB aşısı ulusal programlara eklenmiştir.
A.B.D.’de 2002 yılından beri doğan milyonlarca yeni doğana yapılmakta olan HB aşısı, ülkemizde 1998 yılından beri bütün yeni doğanlara yapılmaktadır ve aşıya bağlı herhangi bir geridönüşümsüz zarar varlığı bilimsel olarak kanıtlanmamıştır (bkz. http://www.cshd.org.tr/?fullTextId=308#). Türkiye, 2015 yılı itibarıyla bütün çocuklarını, aşıyla korunulabilen 13 hastalığa (Verem, Hepatit B ve A, Difteri, Boğmaca, Tetanoz, Menenjit, Zatürre, Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak, Çocuk felci ve Su çiçeği) ve bütün gebelerini tetanoza aşılamaktadır. Gelelim savcı beyin ve eşinin yaptığı hataya:
Anadolu’da ıssız bir köy yolu bazen yön tabelası olmadan ikiye üçe çatallaşır; hangi yolun sizin için doğru olduğu sorun olur. Yanınızda deneyimli bir yolcu yoksa sorunla baş başa kalır, kendi yolunuzu kendi yön bulma yeteneğinize ve yol tariflerine göre bulmanız gerekir. Devletin deneyimli yolcularına, yol bulma ve yol gösterme kurumlarına güvenmeyen savcı bey ve öğretmen eşi de, bilimsel risk algılama çatallaşmalarına göre (bkz. Tablo 1) çocuklarına yapılmak istenen HB aşısının içindeki cıva bileşiğinin çocuklarda otizm riskini arttırdığı var sayımı ile hatalı bir algılama yapmışlardır. Bilimsel olarak kanıtlanmayan bir tehlike olasılığı (risk) korkusu ile bilinen, bilimsel olarak kanıtlanmış ve ilkinden çok daha yüksek bir riski (karaciğer kanseri ve siroz) ikiz çocukları adına kabul etmişlerdir.
Savcı bey ve eşinin doğru algıladığı konular:
-          Yürürlükteki aşı uygulaması ve aile hekimliği sistemi (hizmetin sağlık biriminde verilmesi, gezici hizmetin olmayışı) aşının bir zorunluluk olduğu algısı yaratmaktadır.
-          Her türlü insan uygulaması gibi aşı uygulamasının da bazı geri dönüşümsüz riskleri olabilir.
Savcı bey ve eşinin yanlış algıladığı konular:
-          Geri dönüşümsüz olduğu algılanan çok korkulan risk (otizm) uzun çaplı incelemeler ve araştırmalar sonucunda doğrulanamamıştır.
-          Aileni korkmadığı ya da atladığı riski ise (HB’ye bağlı siroz ve karaciğer kanserleri artışı) kanıtlanmıştır.
-          Aşı zorunluluğu toplumsal aklının gereğidir.
-          Aşının uygun seçeneği yani henüz ülkemizde cıvasız aşı yoktur.
-          Aşı olmak toplumsal bir risk yaratmaz.
-          Aşı olmak daha önce bilinmeyen ve çok korkulan bir risk değildir
-          Aşının risk altındaki bireylere görünür bir yararı vardır.
-          Aşının yararı zararından çok çok fazladır.
-          Savcı bey ve eşi iki çocuğunun risk bardağını engellenebilir bir risk ile erken yaşta doldurmaya başlamışlardır.

Savcı ve ailesini hiç istemeyeceği, bilinmeyen ve toplum sağlığını kaosa götürecek noktalar:
Mahkemenin savcı bey ve eşinden HB testlerini istemesi beklenir. Zira her ikisi de yaşları gereği daha önce HB aşısı olmayan bir kuşağın bireyidirler ve HB taşıyıcı olup aşıdan çok önce çocuklarına doğumda HB mikrobun geçirmiş olabilirler. Zira HB, cinsel ve kan teması ile bulaşan bulaşıcı bir hastalık olup anne baba; doğduğu ve yaşadığı yıllarda (1990’lara kadar) bölgelere göre değişmekle birlikte toplum bireylerinin yaklaşık % 10-12’sinin taşıyıcı olduğu bir toplumdaki pek çok bulaşma riskinin içinden (dişçi, berber, hamam, kaynamış enjektörle iğne olmak vb.) gelmektedirler.
Güvenlik ahlâkı
Güvenlik ahlâkı ülkemizde bilinmeyen bir konudur. Resmi-özel yetkililer ve bilim insanlarında güvenlik ahlâkının yokluğu, örneğimizde olduğu gibi sağlığımızı tehdit eden risklerin algılamasındaki çatallaşmayı çığırından çıkaran önemli bir risk iletişimi ve risk algılaması konusudur. Devletin kurum ve yetkililerine olan güven azalınca, gerçekten sakınılması, korkulması gereken risklerden korkulmamaya; koruma önlemleri alınmamaya başlanır. Tam tersine, çok fazla korkulmaması gereken risklerden ise aşırı korkulmaya başlanır; ki bu durum başta sağlık olmak üzere bütün verilen bütçe, hizmet ve yatırımların riski az, toplumsal yararı az popülist işlere vb. ayrılmasına ya da tam tersi risklerin toplumdan tamamen gizlenmesine neden olunur.
Tek bir hatalı algı ve hatalı bir yargı kararı ülkemizin onlarca yıldır oluşturmaya çalıştığı sağlıklı kuşaklarını hasta hale getirebilir. Bu nedenle devlet görevlileri ve devletin bütün makamlarındaki yöneticiler kamuoyu önünde ulu orta güvenlik ahlâkını yıpratmamalıdırlar.

Not: Haziran 2015 tarihinde Halkın sağlığı.org sitesinde yayınlanmıştır. Site yayınına son verince buraya taşıdım.

6 Haziran 2015 Cumartesi

BİLİM YAZARININ SORUMLULUĞU
Dr. Umur Gürsoy
Clint Easwood, kendi yönetmenliği ile ilgili bir belgeselde anlam olarak şunları söylüyordu: “Eğer iş kendinize aitse başarısız olursanız sonuçlarına sadece kendiniz katlanırsınız, ama işi bir başkası adına üstlenmişseniz, sonuçları sizden başkalarını da ilgilendirir ve altından kalkmanız çok zordur, çünkü sorumluluğunuz daha büyük olur.”
Sabah sabah, dinlediğim bu cümleler, bana bilim metinlerinden derlemeler yapan biz bilim yazarları ve bilim gazetecileri ile araştırma, bilimsel rapor ve bilimsel derleme, eleştiri, görüş gibi her türlü bilimsel metin yazarının sorumluluğunu düşündürdü. Zira, Türkiye Halk Sağlığı Bilim topluluğu içinden henüz bilim insanı özelliğini kazanmamış birkaç bilimci belki de Türkiye Halk Sağlığı Tarihinde bir ilk değilse de bir ikinci ve üçüncüyü gerçekleştirerek bir Çimento fabrikası ve bir termik santralın ÇED raporuna şirket tarafından talep edilen birer değerlendirme raporu yazdılar.  İlki ise çok daha eski ve bilgisiz olduğumuz yıllarda olan Çernobil Nükleer Felaketinin Türkiye’ye etkileri ile ilgili ve sonuçları 2006 yılında açıklanan katılan Karadeniz Bölgesi Kanser ve Kanser Risk Faktörleri Araştırması bileşenlerinden “Hane Halkı Kanser Riski, Hastalık Yükü ve Kanser Farkındalığı Araştırması”nı yapan halk sağlığı bilimcilerine aittir. Ama beni en çok üzen, bu sorumsuzluğa karşı bilim topluluğunun suskunluğu ve ilgisizliği ve önemsemezliği; hatta sorunu önemseyip uzmanlık derneğinin yönetimine bir etik kurul, bir disiplin kurulu kurması ya da soruşturma açması önerisi ve talebi yapan birkaç bilim insanının neredeyse linç suçlaması ile karşılaşmalarıdır. Yani halk sağlığı bilim topluluğumuzu oluşturan emekli olanlar hariç 240 akademisyenin büyük çoğunluğu: “icat çıkarma” demektedirler (yapılan bir insan gücü planlamış araştırmasına göre 2012-2013 eğitim öğretim yılında tıp fakülteleri halk sağlığı anabilim dallarımızda toplam 114 profesör, 70 doçent, 43 yardımcı doçent, 12 öğretim görevlisi2012-2013 eğitim öğretim yılında tıp fakülteleri halk sağlığı anabilim dallarında toplam 114 profesör, 70 doçent, 43 yardımcı doçent, 12 öğretim görevlisi vardır).
Neyin ve kimin ahlâklı ve etik olduğu insanlık düşüncesi kadar eskidir. Hemen hemen bütün dinler ve öğretilerin en büyük amacı ahlak sözcüğü ile sembolize ettiğimiz insani kurallar bütününü tüm dünyaya yaymak ve insanlığa kabul ettirmektir. İnsan düşüncesi ve bilimsel buluşlar geliştikçe, eski kurallara eklemeler yapılması gerekmiş; İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin üzerine eklenen çevre hakları ve çocuk hakları gibi pek çok yeni bildirge ve çevre koruma anlaşması ve de uluslararası sözleşme ve yasalar kabul edilmiştir.
İnsanlar, uymadıklarında cezalandırılacakları kuralları hukuk metni yapmış ve mahkemeler kurmuşlar, daha hafif olduğu düşünülen kuralsızlıkları ise kimi toplumsal ve mesleksel ahlâk kuralları koyup söz ve davranışları ile kınamaya gitmişlerdir.
Bir konuya verilen önem onu meslek eğitimi içinde yer vermekle başlayıp yasalaştırmaya kadar gider. Toplumdaki çıkar grupları içinde birisinin ahlâkına uygun gelen başka bir grubun ahlâkına uygun gelmeyebilir, ama bilimsel meselelerde bu konu bilimin kendi kuralları çerçevesinde daha sınırlanmış ve daha az tartışma kaldıran bir biçime sokularak genel kabul görmüştür. Bir metnin bilimselliğinin en temel kuralı, yazılan çizilen ve savunulan iş ve verilerin vb. her isteyen tarafından tekrarlanabilir yöntemlere, kurallara bağlı olması ve böylece alıntıların ve bulguların doğruluğunun denetlenebilmesidir. Eğer bir Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu için bilimsel bir görüş (rapor) yazıyorsanız, raporunuz bu yüzden metin içinde kaynakçası ve dip notu numaralanmış olmalı; savurduğunuz görüşleri ve yaptığınız alıntıları sadece ticari ÇED firmasının parası karşılığı yatırımcı şirket için ürettiği ÇED raporundaki verilere değil; sayfa numarasına kadar kaynakçalandırıp, olabildiğince bağımsız resmi olmayan bilgi ve kaynaklara dayandırmalısınızdır.
Yaptığınız iş halkın ve dünyanın tamamını ilgilendirecek kadar başkalarının işi ise yani bir bilimsel metin yazarı ve de bir de çevre sağlığı mesleği üyesi iseniz (ki bir halk sağlığı bilimcisi ÇED raporu değerlendirmesi ve araştırmaları raporları yazması halinde hem bilim yazarlığıdır hem de çevre sağlığı mesleği üyeliğidir) yaptığınız işler şu davranış becerilerine uygun olmalıdır:
1.      Toplumsal davranışları merak etmek,
2.      Halk sağlığına eylemli (aktif) ilgisi olmak,
3.      Çevre sağlığı ve güvenliğinin gereklilik olduğuna bireysel kanısı olmak,
4.      Diğer bilimsel yaklaşımların liderliğinde veya ekibin bir parçası olarak çalışmak için iyiniyeti olmak,
5.      Diğer bilimsel yaklaşımların rolünü değerli bulma ve karşılıklı saygı,
6.      Sorun çözme noktasında diğer mesleklerin uzmanlığına duyulan gereksinimi tanıma yeteneği,
7.      Sorunların ve yanıtların bilinmediği durumlarda dürüstlük,
8.      Bağımsız öğrenme isteği,
9.      Personel gelişimi için çaba gösterme kararlılığı,
10.  Belirsizliklerle ilgilenme yeteneği,
11.  Deneyimlerin ışığında değişik düşünme ve gelişme yeteneği,
12.  Bireysel ve toplumsal dürüstlük,
13.  Kendi kendisinin önyargılarının farkında olma, nesnellik ve açık görüşlülük,
14.  Bilinçli çevre dostu ve sağlıklı yaşam biçimlerinde örnek rol alma,
15.  Seçtiği iş alanıyla ilgili gurur duyma ve inanma duygusu,
16.  Seçtiği meslek yaşamında istek ve çalışkanlık,
17.  İnsan hakları ve demokratik ilkelerde kararlılık,
18.  Herkes için sağlık ilkelerinde kararlılık,
19.  İlgili konularda ısrarcı ve kararlı olma,
20.  Halkı ilgilendiren konularda ilkeli bir tavır alma için iyi niyet,
21.  Sorunlar üzerinde onurlu bir uzlaşma arayışı için iyi niyet,
22.  Uygun düzeydeki gizlilik gereksinimine saygı,
23.  Eylemleriyle ilgili sorumlu olma ve sorumluluk alma iyi niyeti.
Yazımı, yine bir bilim insanının, fizikçi Prof. Ross Hesketh’in cümleleri ile kapatmak istiyorum: “Ben sadece kendi duymak istediklerimi söyleyen bir bilim insanı istiyorum diyen bir toplum, çok köklü yanlışları olan bir toplum demektir.”

Not: Haziran 2015 tarihinde Halkın sağlığı.org sitesinde yayınlanmıştır. Site yayınına son verince buraya taşıdım.

2 Haziran 2015 Salı

ÇEVRE SAĞLIĞI OLGU SUNUMU: BİR ÇİMENTO FABRİKASI ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ RAPORUNUN SAĞLIK ETKİ DEĞERLENDİRMESİ

Yayın Bilgisi: Gürsoy U. Bir Çimento Fabrikası Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporunun Sağlık Etki Değerlendirmesi. 17. Ulusal Halk Sağlığı Kongre Kitabı. Edirne: 20-14 Ekim 2014;466. 
BİR ÇİMENTO FABRİKASI ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ RAPORUNUN SAĞLIK ETKİ DEĞERLENDİRMESİ
Umur Gürsoy[1]
Giriş ve Amaç
Çevre ve Sağlık mevzuatımızda Risk Analizinin Risk Değerlendirmesi aşamasını zorlaştıran ve neredeyse bütün bilişsel bias listelerini (list of cognitive biases) içeren tehlikeli bir yan tutma (bias) vardır.1 Muazzam bir Pareto Optimalliğine2 (halk zararına şirket iyiliği) ve mesleki yetki gaspına yol açan bu biasın kaynağı Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği ve İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik’dir. 1995 yılında yürürlüğe giren son Gayri Sıhhi Müessese(GSM)ler Yönetmeliği yerine 2005’te uygulamaya konulan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik (İAÇRİY)’in Gayri Sıhhi Müesseseler Madde 6- son paragrafına göre: “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED)Yönetmeliği ekindeki listede yer alan işletmelerle, birinci sınıf gayrisıhhî müessese grubunda yer alan işletmelerin aynı olması durumunda, yetkili idareler ruhsat verirken Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) dosyasında yer alan belgelere göre işlem yapar.”; Madde 16’ya göre ise: “… ÇED raporu düzenlenmesi gereken tesislerde bu rapordaki mesafeler esas alınır.” ve 2007’deki değişik haliyle Madde 19’e göre “Çevresel Etki Değerlendirmesi raporu düzenlenmesi gereken tesisler için düzenlenen Çevresel Etki Değerlendirmesi olumlu belgesi ve raporu, yer seçimi ve tesis kurma izni yerine geçer.” denilmektedir.3
Bu sunumda (sunum) Çevre ve Şehircilik Bakanlığından (Bakanlık) ÇED UYGUN kararı almış ve fakat bu kararı mahkemece iptali temyiz ve yüksek mahkeme kararları ile kesinleşmiş bir çimento fabrikasının kesinleşmiş ÇED raporu dosyası, fabrikanın olası doğrudan sağlık etkileri bakımından incelenerek ÇED raporunun; GSM “Yer seçim İzni (YSİ)” ve ‘Sağlık Koruma Bandı Mesafesi (SKBM)’ yerine geçmesinin çevre sağlığı sakıncalarının daha anlaşılır ve bilimsel hale getirilmesi amaçlanmıştır. Böylece, iktidarların “…hukuki biçimciliğin … arkasına sığınarak” halkı sömürmesi ve baskı altına alması bilimsel yönden incelenecektir.4 Raporun yürürlükteki ÇED ve GSM mevzuatı yönünden genel hukuki yetki, meslek ve bilim alanı gasplarının inceleneceği genel değerlendirmesi, çevre sağlığı politikaları ve etiği yönünden değerlendirilmesi ile dolaylı sağlık etkileri değerlendirmesi başka sunumlara konu olmak üzere kapsam dışında bırakılmıştır.
Gereç ve Yöntem:
Bildirimiz, bir kişi tarafından yapılan ve resmi onay almış ve fakat mahkemede bilirkişi raporlarına dayanılarak iptal edilmiş çimento fabrikasının yapılmasına izin veren ÇED raporuyla olası halk sağlığı etkileri arasındaki ilişkinin araştırıldığı; tek bir araştırmacı tarafından yapılan tanımlayıcı bir çevre sağlığı olgu sunumudur.5
Sunum, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (bakanlık)’nın 31.08.2009 tarih ve 1761 sayılı kararı ile “OLUMLU” bulunan İspanyol Essentium Grubu Universal Çimento San. A.Ş.’ye ait Osmaniye İli Kadirli İlçesi Aşağı Bozkuyu Köyü sınırları içerisinde yapılmak istenen Osmaniye-Kadirli Çimento Fabrikası’nın Haziran 2009 tarihli, ekleri ile 720 sayfa tutan nihai (kesinleşmiş) ÇED Raporunun CD kopyasının okunması yoluyla yapılmış tanımlayıcı bir çalışmadır.6,7,8,9 Bu bağlamda ulaşılabilen internet kaynakları, Google Earth, bireysel dilekçeler, bakanlığın ÇED OLUMLU kararına karşı açılan yürütmenin durdurulması ve iptali istemli davada atanan ikinci bilirkişi heyetine saha keşfi sırasında sunduğumuz halk sağlığı değerlendirmesi, mahkemenin “ÇED iptal” kararı ile kişisel yazışma ve görüşmelerden yararlanılmıştır.10,11,12,13,14

Bulgular:
Sunumda Bakanlıkça verilen “uygun” kararı mahkeme kararı ile iptal edilen ÇED raporunda halk sağlığını doğrudan tehdit eden önemli bulduğumuz eksik ve hatalarından amaçlar doğrultusunda kısaca söz edilecektir.
ÇED Raporunu Hazırlayan Meslekler:
Yatırımcı adına “yapmak istediği işletme projesinin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları”n beyan edildiği rapor iki çevre, bir makine, bir meteoroloji, bir ziraat mühendisi ile bir biyolog tarafından hazırlanmıştır.15,16
Eksik ve Yanlış Beyanlar:
İşletmeye, 19 Kasım 2007’ tarihinde 1378 sayılı ÇED Olumlu kararı ile sunumda incelenen olguya 5 km kadar yakın başka bir yer için verilen 1. (ilk) YSİ ve Nihai ÇED Raporu, yöre çevrecileri ve köylülerinin açtıkları dava ‘yürütmenin durdurulması ve iptali’ kararı ile sonuçlanmıştır.17,18 Bu dava nedeniyle (hukuki sorun) işletme biraz daha farklı bir yer için bir kez daha (ikinci kez) Çevresel etki değerlendirmesi başvurusu yapmış fakat bu yeni yer seçimi de Orman İşletme Şefliği’nin itirazı sonucu kabul edilmeyince yatırımcı şirket üçüncü kez, olgu sunumumuzda Nihai ÇED dosyası incelenen yere ÇED başvurusunu yapmıştır.19 Bu son başvuruya verilen bakanlığın 31.08.2009 tarih ve 1761 sayılı kararı ile tekrar “ÇED OLUMLU” kararı da Adana 2. İdare Mahkemesi’nce iptal edilmiş; bakanlığın iptal kararına yüksek mahkemede yaptığı itirazlar da iptal kararı lehinde sonuçlanmıştır.7,14
Nihai ÇED raporu hakkında şube müdürü (vekili) dahil tamamı meslek okulu niteliğindeki dört yıllık Sağlık Meslek Lisesi mezunu çevre sağlığı teknisyenlerinden oluşmuş Gıda kontrol ve Çevre Sağlığı Şubesi personeli tarafından oluşturulmuş “Yasa ve yönetmeliklere uygun olmak kaydıyla yapılmasında sakınca yoktur” şeklindeki ‘resmi görüş’; ve pratisyen hekim olan sağlık müdürünce (vekili) imzalanmıştır.20 Ancak, diğer kurumların çoğunun olumlu görüş yazıları konulmuşken; kendi kendini çürüten ve önemli bir hukuki engel doğuracağı başından belli olan böyle bir görüşü içeren sağlık müdürlüğü görüşünü içeren bu resmi yazı, ÇED Raporu dosyası ekine konulmamıştır.
Raporun Özel formatında bakanlık tarafından istenen “Proje Kapsamında İnşaat ve İşletme Döneminde İnsan Sağlığı ve Çevre Açısından Riskli ve Tehlikeli Olanlar, Alınacak Önlemler” başlığında bölgenin sağlık durumu ile ilgili herhangi bir bilgi istenmemiştir.21
Raporda yörenin sağlık durumu ile ilgili tek bilgi ilin 2008 nüfus hareketleri, il nüfusunun ilçelere göre şehir ve köy toplamlarının cinse göre dağılımı ve işletme alanına en yakın iki köyün toplam nüfuslarının cinslere dağılımıdır. Buna karşılık keçi sayıları ve arı kovanları dahil ildeki hayvancılık ve bitki tarımı ile ilgi bilgiler raporda daha ayrıntılı olarak verilmiştir.22
ÇED raporunun yakıtlarla ilgili bir çok yerinde “eski araba lastikleri, şehir çöpleri, vb. gibi şeyler yakılarak kullanılmaktadır….atık yağ,atık yağ kömür kombinasyonları, hurda lastik ve petrokok kullanımı da önemli ölçüde artmıştır” vb. denerek çimento fabrikalarında atık (çöp, petrokok) yakılabileceği itiraf edilmektedir.23
Raporda ÇED kapsamında herhangi bir hammadde sahası beyanın bulunulmamaktadır.24 Bununla birlikte çimento hammaddesi olan kalker ve kil madenleri doğa gereği bulunduğu ortamdan üretilmesi ve hammadde sahalarının maksimum 40-50 km’lik çap içinde olması gerekmektedir.25 Bu işletmenin çevresinde işletmeden doğrudan bağımsız ama nedensellik ilişkisi oluşturan önemli bir taş ocağı madenciliği faaliyetlerinin beraberinde getirecektir. Nitekim aynı yatırımcının aynı şirkete hazırlattığı ve yöredeki 1. ÇED başvurusunda 4 adet Kalker, 3 adet kil ve 1 adet de pomza taşı ocağı için ortak ÇED başvurusu yapmıştı.26 Raporu uygun bulan otorite kümülatif etki ve domino etkilerini hesaba katmamaktadır.
Bilenenlerin ışığında emisyonları bertaraf eden bir teknolojinin bulunmadığı ÇED raporu Tablo 101-2-3 (Tablo 40-1-2)’den anlaşılacağı işletme aşamasında atmosfere önemli miktarda azot oksitler (NOx) salacaktır.27 ÇED raporunda Azot oksit (NOx) bertarafı ile ilgili bir beyan yoktur. İşletmede salınan azot oksitin tamamı atmosfere verilecektir.
Herhangi bir yerde rüzgârın yıl içinde en fazla estiği (geldiği) yöne hâkim rüzgâr yönü denir.28 İnsan sağlığını korunmasında seçilen yerin yerleşim yerlerinin hâkim rüzgâr yönleri altında yerleşim yeri olmamasına, yani sağlığa zararlı gaz ve duman emisyonlarının köye doğru yayılmaması için yıl boyu en çok esen rüzgârların işletmeden yerleşim yerine doğru esmemesine dikkat edilir. Osmaniye Meteoroloji İstasyonu Uzun Yıllar Rüzgar Diyagramı ve Esme Sayılarına Göre Yıllık Rüzgar Diyagramı (Kadirli Meteoroloji İstasyonu) temel alındığında göre özellikle PM ve çöken toz emisyon modellemelerinde olması gereken kirlilik dağılımın tamamen ters yönlere doğru çizildiği ya da yön ve harita oyunlarıyla gözlerden kaçırıldığı kanısı oluşmaktadır.29,30 Örneğin EK: 9 Çimento Fabrikasına Ait Toz Modellemesi Raporu, Sayfa: 48-53’deki işletme aşamasındaki PM Emisyonu dağılımlarını gösteren Şekil 20, 21, 22, 23, 25, 26, 38, 42, 43, 47, 50, 51, 59’daki modellemeleri gösteren şekillerde görülen kirlilik dağılımlarının doğru dağılımları ifade etmediği kanaatindeyiz. İşletme aşamasındaki PM, çöken toz ve SO2 Emisyonu dağılım grafiklerinde kirlilik hâkim rüzgârın estiği yöne göre daha çok kuzey doğu yönüne uzaması gerekirken yerleşim yerlerine kirlilik etkisini az olduğunun ispatlamaya çalışır biçimde tamamen ters yöndeki kirlilik huzmeleri gözlenmektedir. Rapordaki PM kirliliği dağılım yönü sadece ekim ayı (sonbahar) rüzgâr yönüne uymaktadır (Bkz. Şekil 22, Şekil 43, Şekil 64, Şekil 85 ve Şekil 106).
Raporda yakıt olarak kullanılacak ithal kömürün kuru ağırlığının % 36’sı uçucu kül olduğu; “Çimento endüstrisindeki tutulamayan toz kaynakları, ocak veya maden işletmeciliği esnasında gerçekleştirilen madencilik faaliyetleri ve araç trafiği ve çimento üretimi esnasında açıkta depolanan hammadde ve klinker yığınlarıdır” ve tesisten çıkacak SO2 emisyonunun en fazla “% 50’sinin filtreler vasıtasıyla uzaklaştırılabildiği” beyanlarına rağmen; ÇED yönetmeliğince beyanı istenen ‘Kirleticilerin miktarı’ içinde ‘tutulamayan toz kaynakları’nın ve küldeki radyasyon miktarı, kül uzaklaştırması, bertarafı veya filtreler vasıtasıyla tutulumunun yüzdesi ve filtreler vasıtasıyla uzaklaştırılamayan SO2 emisyonlarının nasıl uzaklaştırılacağı vb. ÇED raporunda belirtilmemiştir.31,32 ‘Kül’ sözcüğü raporun tek bir yerinde geçmektedir.33

İşletmenin hammadde ihtiyacı için çalıştırılacak taş ocakları veya maden işletmeciliği esnasında gerçekleştirilen madencilik faaliyetleri ve araç trafiği ve çimento üretimi esnasında açıkta depolanan hammadde ve klinker yığınlarından kaynaklanacak olan uçucu maddelerin miktarı da raporda belirtilmemiştir.

Sağlığı Koruma Bandı Mesafesi
İşletmenin ÇED raporu kapsamında inceleme komisyonunca uygun bulanan Sağlığı Koruma Bandı işletmenin batı ve güney sınırında 100 metre ve kuzey ve doğu yönünde ise 50 metredir.34 2008 verilerine göre İşletme alanının 350 metre güneyinde 270 nüfuslu bir köy; 200 metre kuzey batısında ise Köyyeri Köyünün Murtlutepe Mahallesi (son düzenlemelerle Aşağı Bozkuyu Belediyesi Murtlu Mahallesi) ve 850 metre kuzeyinde 661 kişi nüfuslu bir köy vardır. İşletme yönündeki köylerin son meskenlerinin işletmeye uzaklığının komisyon ve il müdürlüklerince yerinde ölçülüp ölçülmediğinin kanıtı veya ölçümlerin kaynağı ÇED raporunda belirtilmemiştir (Bkz. Tesis Alanına Ait Jeolojik Harita).35,36


Hava kirliliği:
ÇED Raporunun “Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Kirlilik Yükünün Belirlenmesi, Etki Alanı İçerisindeki Toprak, Hava ve Su vb. Kirlilik Açısından Analizlerinin Yapılarak Değerlendirilmesi” bölümünün ‘Atmosferik Kirlenme’ alt başlığında
“İl genelinde büyük sanayi tesisleri olmadığından hava kirliliği önemli boyutlarda” olmadığı; ‘Sanayi Tesislerinden Kaynaklanan Hava Kirliliği’ alt başlığında ise “Osmaniye ilinde aşırı hava kirliliğine neden olacak sanayi tesisi bulunmadığı” beyan edilmiştir.37 Oysa İl merkezinde sadece PM10 ve SO2 ölçümü yapan bir otomatik hava kalitesi izleme istasyonundan başka noktasında ve başka hava kirliliği parametresi ölçümü yapılmayan Osmaniye merkezli 50 ve 30 km yarıçaplı alan içinde kentin hâkim rüzgâr yönü altında kalan ve iki çimento fabrikası, inşaat halinde bir termik santral ile hurda eriterek demir çelik üretim tesisleri ve çimento fabrikaları ile dolu üç ağır ölçekli organize sanayi bölgesi (İskenderun 1 ve 2 ve Osmaniye), cevherden üretim yapan bir demirçelik fabrikası (İSDEMİR), İki petrol dolum ve depolama tesisi (Ceyhan ve Dörtyol BOTAŞ) ve İskenderun Serbest Bölgesi ile 1600 MWe kurulu gücünde Yumurtalık Sugözü kömürlü termik santralı bulunmaktadır. Söz konusu yarıçap içinde bir adet çimento fabrikası, bir adet 882 MWe kurulu gücünde doğalgazlı elektrik santralı ve bir adet çimento fabrikasını inşaatı sürmektedir. Bu yöreye yapılmak istenen 13.327 MWe kurulu gücündeki 17 adet kömürlü ve doğalgazlı termik santrallara lisan izni verilmiş ve bunlardan 8’inin kümülatif etki sebebine dayalı Üretim lisansı iptal davaları “ kazanılmış, lisansları iptal edilmiştir. Lisans almış 7 adet  ve lisans bekleyen 15  adet olmak üzere toplam 22 adet daha termik santralle birlikte Mersin-Adana-Hatay sahil şeridinde çoğunluğu İskenderun körfezinde olmak üzere planlanan 30 adet termik santral” vardır.38
ÇED Raporunda EK: 9- (ekin sayfa No: 24; ÇED rapor sayfa No: 423) da inşaat ve işletme süresince PM oranlarının 2014 yılında dahi izin verilen değeri geçmeyeceği; işletmenin gelecekteki yönetmelik değerlerine uyulacağı beyan edilmiştir.39 İşletme yer seçim noktasında hava kirliliği ölçümü yapmamıştır. En yakın hava kalitesi izleme istasyonu işletmenin kuzey doğu yönünden (işletme Osmaniye’nin güney doğusunda ve hakim rüzgarlarının dışında kalmaktadır) kuş uçuşu 20 km uzağındaki Osmaniye’dedir.40,41 Rapor kapsamında saatlik, günlük, aylık, mevsimlik ve yıllık kirletici konsantrasyonlarının hesabında Industrial Source Complex Short Term-ISCST3 kullanıldığı beyan edilmektedir.42 Ancak programa, U.S. Environmental Protection Agency Tarafından Verilen Emisyon Faktörleri Doğrultusunda Tesis İçin Hesap Edilen Kütlesel Debi Değerleri ve diğer veriler girilerek bulunan sonuçlar tarafımızdan sağlanmamıştır.43
İşletme ÇED raporu Uygun kararını 2009 yılı içerisinde aldığı için hava kirliliği yönetmeliği gereği uyması gereken kirlilik sınırları şöyledir:44

Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği Geçiş Dönemi ve Nihai Limit Değerler, Değerlendirme ve Uyarı Eşikleri (Değişik: R.G.: 05.05.2009 / 27219)a

YILLAR
2009
2010
2011
2012
2013
2014
2015
2019
2024
HAVA KALİTESİ ÖLÇÜTLERİ
Kükürt Dioksit (SO2)(mikrogram/Metreküp)
Saatlik (bir yılda 24 defadan fazla aşılmaz)
900
820
740
660
580
500
470
350
350
24 saatlik Kısa Vadeli Sınır (KVS) (bir yılda 3 defadan fazla aşılmaz)
400
370
340
310
280
250
225
125
125
Kış sezonu ortalaması
250
225
200
175
150
125
20
20
20
hedef sınır değer-yıllık arit. ort.
60
b
b
b
b
20
20
20
20
hedef sınır değer kış sezonu ort.
120
b
b
b
b
20
20
20
20
yıllık Uzun Vadeli Sınır (UVS)
150
b
b
b
b
20
20
20
20
Uyarı eşiği (24 saatlik ort.)
İlk seviye: 500 µg/m3                                                                                                    İkinci seviye: 850 µg/m3                                                                                                               Üçüncü seviye: 1.100 µg/m3
Dördüncü seviye: 1.500 µg/m3
500 (hava kalitesinin temsili bölgelerinde bütün bir  “bölge” veya “alt bölgede” veya en azından 100 km2’de- hangisi küçük ise üç ardışık saatte ölçülür)
Partikül Madde 10 (PM10) (mikrogram/ Metreküp)
Saatlik (bir yılda 24 defadan fazla aşılmaz)
b
b
b
b
b
b
b
b
b
24 saatlik Kısa Vadeli Sınır (KVS) (bir yılda 35 defadan fazla aşılmaz)               
300
260
220
180
140
100
90
50
50
Kış sezonu ortalaması
200
178
156
134
112
90

40
40
Hedef sınır değer-yıllık arit. ort.
b
b
b
b
b
b
b
40
40
Hedef sınır değer kış sezonu ort.
b
b
b
b
b
b
b
40
40
Yıllık Uzun Vadeli Sınır (UVS)
150
132
114
96
78
60
56
40
40
Uyarı eşiği (24 saatlik ort.)
İlk seviye: 260 µg/m3  İkinci seviye: 400 µg/m3  Üçüncü seviye: 520 µg/m3  Dördüncü seviye: 650 µg/m3
Azot Dioksit (NO2) (mikrogram/ Metreküp)
Saatlik (bir yılda 18 defadan fazla aşılmaz)
b
b
b
b
b
300
290
250
200
24 saatlik Kısa Vadeli Sınır (KVS)               
300
260
220
180
140
100
b
b
b
Kış sezonu ortalaması
b
b
b
b
b
b
b
b
b
Hedef sınır değer-yıllık arit. ort.
b
b
b
b
b
b
b
b
b
Hedef sınır değer kış sezonu ort.
b
b
b
b
b
b
b
b
b
Yıllık Uzun Vadeli Sınır (UVS)
100
92
84
76
68
60
58
50
40
Uyarı eşiği (24 saatlik ort.)
400 (hava kalitesinin temsili bölgelerinde bütün bir  “bölge” veya “alt bölgede” veya en azından 100 km2’de- hangisi küçük ise üç ardışık saatte ölçülür)
a 6 Haziran 2008 tarih ve 26898 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Hava Kalitesi Değerlendirme Yönetmeliği'ne göre tarafımızdan hesaplanmıştır. B Yönetmelikte herhangi bir değer belirtilmemiştir.
Sonuç ve Öneriler:
Klinik olgu sunumlarına (vaka takdimleri) göre ülkemizde örneği az görülen çevre sağlığı olgu sunumları, çoğunlukla belirli bir çevresel sunuklukla gözlenen bir etki arasındaki bir ilişkinin ayrıntılı klinik değerlendirmelerine ve birey(ler)in geçmişlerine dayalı olarak araştırıldığı tek bir birey veya küçük bir araştırma grubu tarafından yapılanan tanımlayıcı çalışmalardır. Yeni hastalık nedenlerinin belirlenmesine neden olmasalar da, eğer hastalık veya sunukluk nispeten nadir ise belirli hipotezler kurulmasına ve biyolojik olarak anlamlı bağlantılara işaret etme olasılığı daha yüksektir.45 Halk sağlığında (çevre sağlığı) böyle olgu sunumları, belirli bir (çevresel) sunuklukla (işletme) gözlenen toplumsal etkiler arasındaki ilişkinin araştırıldığı çalışmalar olabileceği gibi, özellikle Türkiye gibi görece demokratik kanallarının açtığı iktidar gücünü hatalı yorumlayarak yapılan demokratik olmayan mevzuat değişiklikleri veya yargının bağımsızlığının yitirildiği her türlü müdahale nedeniyle ortaya çıkan belirli bir (çevresel) sunukluk ile gözlenen (olası) toplumsal etkiler arasındaki ilişkinin teme ve ara nedenlerinin de araştırıldığı tanımlayıcı çalışmaları da içermelidir.
Bu bağlamda örneğimizdeki gibi bir çevre sağlığı olgu sunumu böyle bir mevzuatın ve çevre sağlığı örgütlenmesinin eksiklerinin düzeltilmesi veya ortadan kaldırılması için gerekli kanıta dayalı bilgilerin oluşmasını ve çevre sağlığı savunuculuğunda gerekli hukuki bilirkişi metinlerinin oluşmasını sağlarlar.13
Endüstriyel insan işleri, içerdikleri sağlık zararı olasılıklarının saf ve birbirinden ayrıksı olmayışı, içi içe girmişliği ve karmaşıklığı ile Pareto Optimalliğine2 (halk zararına şirket iyiliği) ve mesleki yetki gaspına yol açmaya çok uygundurlar. Özellikle havaya ve oradan da toprağa ve suya çevresel kirletici etkilerin sağlık zararları, genellikle, toplum bireylerinin yaşam biçimini, sigara içme alışkanlıklarını; beslenme, yaşa ve cinse (kadın-erkek) ait davranışların farklılıkları; ilaç kullanımı, sosyoekonomik durum (yoksullar çevre sorunlarından daha çok etkilenirler); başka nedenlere bağlı iç ve dış ortam hava kirliliği; işyerindeki sunuk kalınmalar; doğal ve tıbbi ışınım ve su kirliliğini içine alan çevresel etkenlerin bir karmasıdır.46 17 temel başlık, onlarca alt başlık altında incelenen çevre sağlığını ilgilendiren bazıları ülkemizde tanımlanmamış başta halk sağlıkçılar ve hekimler olmak üzere 75 meslek vardır.47 İncelediğimiz ÇED raporunu bu mesleklerden sadece beşinin üyeleri hazırlamışlardır. Bu diğer çevre sağlığı mesleklerinin yetkilerinin gasp edilmesidir.
Hava Kirliliği ve Sağlığı Koruma Bandı Mesafesi
ÇED Raporuna göre işletme halinde ÇED raporunun kabul edildiği yıl itibarıyla (2009) için Yönetmelikte verilen sınır değerleri hiçbir ölçütte aşmayan işletme; yönetmelikte saatlik sınır değeri belirtilmeyen PM10 sınır değerlerinde 100 mikrogram/m3 olan 24 saatlik Kısa Vadeli Sınır değerde 2014’den itibaren A. Bozkuyu, 2019’da Köyyeri ve Murtlutepe mahallesinde; 200 mikrogr/m3 olan NO2 saatlik sınır değeri de 2024 yılından itibaren A. Bozkuyu’da aşmaya başlayacağı anlaşılmaktadır (bkz. Tablo 40, 41, 42).48
Tablo 40 İşletme Aşamasında Aşağıbozkuyu Köyü’ nde Görülmesi Muhtemel Hava Kirlenmesine Katkı Değerleri
Parametre              Saatlik                   8 Saatlik                24 Saatlik              Aylık                      Yıllık                     
PM                         675,67 μg/m3          310,72 μg/m3          120,01 μg/m3          23,54 μg/m3            16,34 μg/m3
Çöken Toz              35,59 mg/m2/saat      401,07 mg/m2/gün 188,24 mg/m2/gün        60,45 mg/m2/gün      16,83 mg/m2/gün
NOx                       240,32 μg/m3          49,14 μg/m3            16,51 μg/m3            4,79 μg/m3              1,51 μg/m3
SO2                        67,17 μg/m3            13,74 μg/m3            4,61 μg/m3              1,34 μg/m3              0,42 μg/m3
CO                          302,15 μg/m3          61,79 μg/m3            20,75 μg/m3            6,02 μg/m3              1,89 μg/m3
Tablo 41 İşletme Aşamasında Köyyeri Köyü’ nde Görülmesi Muhtemel Hava Kirlenmesine Katkı Değerleri
Parametre              Saatlik                   8 Saatlik                24 Saatlik              Aylık                      Yıllık                     
PM                         684,22 μg/m3          221,73 μg/m3          73,91 μg/m3            9,00 μg/m3              3,59 μg/m3
Çöken Toz              32,37 mg/m2/saat      250,86 mg/m2/gün   83,62 mg/m2/gün     9,91 mg/m2/gün       2,11 mg/m2/gün
NOx                       113,39 μg/m3          14,17 μg/m3            4,93 μg/m3              0,31 μg/m3              0,03 μg/m3
SO2                        31,69 μg/m3            3,96 μg/m3              1,38 μg/m3              0,09 μg/m3              0,01 μg/m3
CO                          142,57 μg/m3          17,82 μg/m3            6,20 μg/m3              0,39 μg/m3              0,04 μg/m3
Tablo 42 İşletme Aşamasında Murtlutepe Mahallesi’nde Görülmesi Muhtemel Hava Kirlenmesine Katkı Değerleri
Parametre              Saatlik                   8 Saatlik                24 Saatlik              Aylık                      Yıllık                     
PM                         785,83 μg/m3          165,92 μg/m3          80,81 μg/m3            11,49 μg/m3            5,33 μg/m3
Çöken Toz              48,41 mg/m2/saat      323,01 mg/m2/gün 141,99 mg/m2/gün        14,36 mg/m2/gün      4,09 mg/m2/gün
NOx                       102,39 μg/m3          12,80 μg/m3            4,27 μg/m3              0,24 μg/m3              0,04 μg/m3
SO2                        28,62 μg/m3            3,58 μg/m3              1,19 μg/m3              0,07 μg/m3              0,01 μg/m3
CO                          128,73 μg/m3          16,09 μg/m3            5,36 μg/m3              0,30 μg/m3              0,05 μg/m3
Aynı şekilde EK: 9- Çimento Fabrikasına Ait Toz Modellemesi Raporu, Sayfa: 51’deki veriler çok düşündürücüdür. Yönetmelikte örneğin yılda 35 defadan fazla aşılmayacağı belirtilen PM10’de, 2019 yılında uygulamaya girecek yönetmelik sınır değerinin 24 saatlik vadede 35 defa değil 19 defa aşılacağı beyan edilmektedir, ama aşılma miktarı 01.01.2019 tarihinden sonra izin verilen 50 mikrogramın değerin en yüksek değerde 4,78 katı, aşılan günler ortalamasında da (133,23 mikrogram/m3) 2,66 katı değerdedir.49
Bu doz yetişkin sağlamlarda yapmadığı öldürücü etkiyi çocuklarda ve hastalarda ve astım benzeri süreğen hastalığı olan duyarlı bedenlerde ve evcil ve yabanıl hayvanlarda yapabilir. Ayrıca saatlik ortalaması yönetmelik değerinin çok üzerinde olan ve 24 saat sürekliliği olan bir emisyon değerlerinin aylık ve yıllık değerlerinin nasıl böyle az olabildiği akla matematik oyunlarla gerçeğin gizlenme ihtimalini düşündürtmektedir. Kâğıt üzerinde ve masa başındaki bu sayıların canlı vücudundaki etkilerini ancak bu konuda uzmanlaşmış bir hekim anlayabilir; mühendisler değil.
ÇED raporu düzenlenmesi gereken tesislerde ÇED raporu UYGUN kararı, GSM mevzuatında yer seçim izni yerine geçerken sağlığı koruma bandı da sanayi bölgesi sınırı esas alınarak ÇED raporundaki bilgiler temel alınarak tespit edilir.2 Arazi parseli içindeki fabrika inşaat planına bakılırsa, bu mesafe değil hava kirliliği açısından; tesisin eşdeğer gürültü düzeyi olarak beyan edilen uzaklıklar açısından dahi binanın araziye zor sığdığı ve köyün arazilerine ve en yakın yerleşim yerlerine mutlaka yakın olacaktır. Oysa her ne kadar yasal olarak “sanayi, tarım ve diğer işyerleri ile her türlü işletmelerin, işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının verilmesi işlerinin basitleştirilmesi ve kolaylaştırılması amaçlanmış” olsa da “Faaliyeti sırasında çevresinde bulunanlara biyolojik, kimyasal, fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden az veya çok zarar veren veya vermesi muhtemel olan ya da doğal kaynakların kirlenmesine sebep olabilecek” ve “meskenlerden mutlaka uzak bulundurulmaları gereken” Birinci sınıf gayrisıhhî müessese olan çimento fabrikasının, neredeyse mesken izini verilecek alanlara bitişik nizamda yapılmak istendiği anlaşılmaktadır.2,50
Türkiye’de 6-14 Yaş arası toplumda astım görülme sıklığı yüksektir. Adana-Osmaniye, bu yaş grubunda Türkiye’de en yüksek astımlı oranına sahiptir (% 22,7).51,52,53 ÇED raporunda yaş gruplarına göre köylerin nüfusları, en çok görülen hastalık ve ölümlülük istatistikleri, sigara içme oranı, etki alını içindeki toplumun günlük zaman özellikleri (time-activity profile) ve tarımda iktisaden faal nüfus oranı gibi veriler ÇED raporunda beyan edilmemiştir.
Hava Kalitesi Kontrol Yönetmeliği geçiş değerlerine göre 2014 yılında doğan bebek için zararlı olacak fabrikanın daha önce doğanlar için zararsız olacağı kabul edilmektedir. Hastalık yükü incelemelerindeki etik sorular en çok da bu durumlar için geçerlidir: Çimento tozu ile boğulmayı bir yaşında mı isterdiniz, yoksa solunum işlevlerinizdeki yeti yitiminizi 20 ya da 70 yaşınızda mı kaybetmeyi yeğlerdiniz? Yaşamı ilgilendiren konularda matematik ortalamalar her zaman iyi bir karşılaştırma ve sınır değer oluşturmazlar. Örneğin yönetmelikte hukuki biçimciliğin  belirtisi olan saatlik sınır değer konmayan PM10 ölçütünü saatlik ölçüm değer tahmini A. Bozkuyu’da 675,67 μg/m3, Köyyeri’nde  684,22 μg/m3, Murtlutepe’de  785,83 μg/m3  olarak beyan edilmektedir. Saatlik ölçümü bu kadar yüksek çıkan ve üç vardiya çalışacak bir işletmenin 24 saatlik ve yıllık ortalamalarının beyan edilen ölçümler kadar küçük olması güven uyandırmamaktadır (bkz. Tablo 40,41,42). Örn. ÇED raporu Ek: 9 sayfa 192’de verilen tabloda Murtlutepe Mahallesi için saatlik 785,83 mikrogram/m3 ve 24 saatlik ortalamada 80 mikrogram/m3 olarak verilen PM10 kirlilik katkısını miktarının günde üç vardiya çalışması tasarlanan fabrika için yıllık katkısının birden 3,59 mikrogram/m3’e nasıl düştüğü anlaşılmamıştır.
ÇED Raporunda işletmenin inşaat aşamasının 24 ay süreceği beyan edilmektedir.54 Bu durumda ÇED özel formatında hava kalitesi yönetmeliği açısından 2009’dan ziyade 2011 sınır değerlerine uyması istenmelidir.
Bir çimento fabrikasında bir ton çimento elde etmek için 6 gigajul eşdeğeri yakıt (taşımacılık ve diğer ihtiyaçlar için olan enerji dahil), 1,5 ton hammadde ve 0,3 ton hava kullanılır ve havaya 0,94 ton karbondioksit salınır. Asıl çevre zararı işletme ve taşımacılığa bağlı olan enerji yakıtları ve toz nedeniyledir. Çimento fabrikaları dünya küresel enerji tüketimini %2’sinden ve insan eli ile yapılan CO2 salınımının % 5’inden sorumludur. Avrupa çimento fabrikaları % 42 oranında fosil yakıt dışı yakıtları kullanırlar. Avrupa çimento fabrikaları % 42 oranında fosil yakıt dışı yakıtları kullanırlar.55 1998 Ekiminde yapılan düzenlemelerle Avrupa Birliği mevzuatı da çimento fabrikalarında şehir çöplerinin yanmasına izin vermektedir.55,56,57 Ülkemizde çimento fabrikalarının 2010 yılında 261.000 ton fiili atık kullanımından, 177.000 ton petrokok tasarrufu sağlandığı belirtilmektedir. Ayrıca, 2010 yılında büyük bir kısmını arıtma çamurlarının oluşturduğu 105.261 ton tehlikesiz atık çimento fabrikalarında alternatif hammadde olarak, 261.000 ton 2010 yılında atıkların enerji amaçlı olarak yakılmıştır.58
“Yılda 330 gün çalışılacak” ve “günlük yakıt ihtiyacı yaklaşık 620 ton/gün olacak” olan fabrikadan Tablo: 4- verilerine göre 0-5 cm halinde yakılacak kömürden çıkacak küllerin tamamının kuru bazda % 36 miktarındaki uçucu madde halinde baca(ların)dan vb atılacağını varsayarak fabrika bacalarından günde 126 ton, yılda ise 41580 ton külün önlem alınmadan atmosfere saçılacağı tarafımızdan hesaplanmıştır.59 Raporun 177’inci sayfasındaki Yakıt türleri hakkındaki bir başka bölümde de “yüksek kalorili ve % 5 kükürt oranını geçmeyecek şekilde ithal kömür kullanılacağı” ve “Kömürün yanması sonucu kalan kül ve % 5’in altında kalan kükürt klinker bölgesinde kalmaktadır. Yakıtın yanması sonucu kül katı atık ve kükürt emisyonu baca gazı olarak dışarı atılmamakta ve yönetmelik sınır değerlerin altında kalmaktadır” denmesine rağmen Toz Modelleme raporunun “Emisyon Kütlesel Debileri” başlığında 35-37 sayfalarında belirtilen PM (katı madde) miktarı bunu yalanlamaktadır:60 “Emisyon kaynağından çıkan kirletici maddelerin kütlesel debileri;
-                     Partiküler madde (PM) için 47,98 kg/saat,
-                     Kükürt dioksit (SO2) için 104,47 kg/saat,
-                     Azot oksit (NOx) için 373,78 kg/saat
-                     Karbon monooksit (CO) için 469,95 kg/saat’tir.”61
Torbalı baca sistemi ile atmosfere salınacak partikül maddelerin saatteki miktarlarından hareketle bacadan atılacak PM şeklindeki kül miktarını en azından günde 177 kg, yılda 58,6 ton olacağı hesaplanabilir. Günlük yakılacağı beyan edilen ithal kömür cinsinden kömür miktarının (620 ton)  yaklaşık % 0,028’ine karşılık gelen beyan edilen günlük partikül madde debisi inandırıcı olmaktan uzak olmakla birlikte açığa çıkacak % 36 oranındaki uçucu maddenin (günlük 126 ton) kalanının (126 000-177=125 823 kg) nasıl yok edileceği raporda belirtilmemektedir.
Emisyon miktarları ve kirlilik yapıcılığı göreceli olarak daha az olan SO2, NO2 ve CO modellemeleri ise her nasılsa rüzgâr yönlerini daha doğru örneklemektedir. ÇED raporu Hava ve toz modellemesinde kirliliğin yerleşim yerlerine dağılmadığı görüntüsü vermek için rüzgâr yönü neredeyse ters yüz edilmiştir.
Çimento fabrikaları Fosil yakıtları nedeniyle çevre sağlığı risk analizinde risk uzayının en riskli parçasına giren gözlemlenemez ve denetlenemez riskler sınıfına girerler.62 Bu sınıftaki riskler: Tehlikeyle karşılaşanlarca daha önceden tanınmayan ve gözlenemeyen; bilimin yeterince tanımadığı; yeni ve etkileri geç ortaya çıkan riskin denetlenemezliği nedeniyle korkutucu; dünya çapında felaket yaratıcı; sonuçları öldürücü; hukuka uygun olmayan; kolayca azaltılamayan; gelecek kuşaklar için çok tehlikeli; riskin giderek çoğaldığı ve gönüllü hizmet örgütlenmesinin olmadığı risklerdir.
Ülkemizdeki ÇED ve GSM mevzuatlarının uygun biçimde birleştirilip sadece Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) değil aynı zamanda Sağlık Etkisi Değerlendirmesi (SED) anlamına gelen Gayri Sıhhi Müessese (GSM) değerlendirmesinin olmazsa olmazlaştırılması (eş zamanlı ve veya harmanlanıp mevzuatının birleştirilmesi ile başta halk sağlığı uzmanları olmak üzere hekim ve diğer çevre sağlığı mesleklerinin katılımı ile yapılan izin ve değerlendirme aşamalarıa katılmasının sağlanması) ve ÇED-GSM’nin işletmeye değil; işletmenin ÇED-GSM’ye uydurulması sağlanmalıdır.
Anahtar sözcükler: Çevresel Etki Değerlendirmesi, Gayri Sıhhi Müessese, Yer Seçim İzni, Sağlık Koruma Bandı, Pareto Optimalliği
KAYNAKÇA
1. Wikipedia. List of Cognitive Biases. http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_cognitive_biases. Erişim tarihi: 21.10.2014.
2. Pearce D, Markandya A. Yeşil Ekonomi İçin Mavi Kitap. Çev. Arslan Başer Kafaoğlu. İstanbul; Alan Yayıncılık,1993.
3. İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik. http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/3.5.20059207.pdf. Erişim tarihi: 22.07.2014.
4. Forti A. Giriş. İçinde: Mayor F, Forti A, editörler. Bilim ve İktidar. 4. basım, Ankara: TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları;1997: 7.
5. Committee on Environmental Epidemiology, National Research Council. Case Report. In: Environmental Epidemiology, Volume 2: Use of the Gray Literature and Other Data in Environmental Epidemiology. National Academies Press: 1997:13. Erişim adresi:  file:///C:/Users/1/Downloads/5804.pdf. Erişim tarihi:14.07.2014.

6. Oğhan Ş. İspanyol Essentium Türkiye'de çimentoya 400 milyon Euro yatıracak. http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/9274880.asp. Erişim tarihi: 24.07.20014.

8. Osmaniye-Kadirli Çimento Fabrikası’nın Haziran 2009 tarihli Nihai Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu.
9. Environmental Epidemiology, Volume 2: Use of the Gray Literature and Other Data in Environmental  Epidemiology. http://www.nap.edu/catalog.php?record_id=5804. Erişim tarihi: 14.07.2014.
10. Gürsoy U. Osmaniye-Kadirli Üniversal Çimento Çimento Fabrikası Özelinde Gayri Sıhhi Müessese Ruhsatlandırmasında Yeri Seçim Aşaması Yerine Geçen Çevresel Etki Değerlendirme Raporlamasının Halk Sağlığı ve Sağlık Mevzuatımız Yönünden Değerlendirilmesi. 21.04.2010 tarihli yayımlanmamış rapor.
11. Schnabe JW, Lohse J.  Economic evaluation of dust abatement techniques in the European Cement Industry, A report produced for the European Commission DG XI Contract N° B4-3040/98/000725/MAR/E1, May 1999. http://www.oekopol.de/de/Archiv/Anlagenbezoger%20US/Dustreport/DUSTreport.htm. Erişim tarihi: 14.04.2008.
12. Osmaniye Kastabala Çevre Platformu. http://kastabala80.blogspot.com.tr/. Erişim tarihi: 14.07.2014.
13. World Business Council for Sustainable Development. Environmental and social impact assessment (ESIA) guidelines. April 2005. http://www.wbcsd.org/Pages/EDocument/EDocumentDetails.aspx?ID=13556&NoSearchContextKey=true. Erişim tarihi: 25.07.2014.
14. Adana 2. İdare Mahkemesinin 10.10.2010 tarihli, Esas No:2010/1148;  Karar No:2011/1780 sayılı Osmaniye Kadirli Üniversal Çimento Fabrikası ÇED Kararının İptal Kararı Metni. http://kastabala80.blogspot.com.tr/2011/11/osmaniye-kadirli-universal-cimento.html. Erişim tarihi: 25.07.2014.
15. Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği. 03.10.2013 tarihli ve 28784 sayılı Resmi Gazete. http://www.mevzuat.gov.tr/Metin.Aspx?MevzuatKod=7.5.18916&MevzuatIliski=0&sourceXmlSearch=Çevresel%20Etki%20Değerlendirmesi%20Yönetmeliği. Erişim tarihi: 24.07.2014.
16. 7 nolu kaynakçada age: 696.
17. ÇED Raporu EK-1-B Osmaniye İli Merkez İlçesi Kesmeburun Köyü Akyatan Mevkiinde Yer Alan Entegre Çimento Fabrikası İçin 19.11.2007 Tarihli ÇED Olumlu Belgesi. 7 nolu kaynakçada age: 236-8.
18. Adana 2. İdare Mahkemesinin 11.12.2009 tarihli ve 2008/1186 E-2009/1530 K sayılı kararı. http://kastabala80.blogspot.com.tr/2010/02/davayi-kazandik.html. Erişim tarihi: 24.07.2014.
19. Osmaniye Valiliği Defterdarlık Milli Emlak Müdürlüğü Tahsis Başvuru Yazısı. 7 nolu kaynakçada age: 240.
20. Gürsoy U. Aynı müdürlükte 2007-2011 yılları arasında bulaşıcı hastalıklar şube müdür vekili olarak çalışırken yapılan kişisel görüşmeler.
21. 7 nolu kaynakçada age: 230-5. ÇED Raporu. EK-1-A Çimento Fabrikası ÇED Raporu Özel Formatı.
22. 7 nolu kaynakçada age: 175-6.
23. 7 nolu kaynakçada age: 410-3.
24. 7 nolu kaynakçada age: 94.
25. 7 nolu kaynakçada age: 98.
26. Osmaniye İli Merkez İlçesi Kesmeburun Köyü Akyatan Mevkiinde Yer Alan Üniversal Çimento Sanayi A.Ş. Entegre Çimento Fabrikası ÇED Raporu Toz Modellemesi Raporu; EK 12. Ankara; Ekim 2007.
27. 7 nolu kaynakçada age: 197.
28. Wikipedi. Rüzgâr. http://tr.wikipedia.org/wiki/R%C3%BCzg%C3%A2r. Erişim tarihi: 20.07.2014.
29. 7 nolu kaynakçada age: 403-4.
30. 7 nolu kaynakçada age: 451-90.
31. 7 nolu kaynakçada age: 406.
32. 7 nolu kaynakçada age:  413.
33. 7 nolu kaynakçada age:  408.
34. 7 nolu kaynakçada age:  210.
35. 7 nolu kaynakçada age: 188.
36. EK-6. Tesis Alanına Ait Jeolojik Harita. 7 nolu kaynakçada age: 312.
37. 7 nolu kaynakçada age: 179-8.
38. Atal İH. Türkiye Barolar Birliği Çevre Komisyonu  Üyesi, Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri-Adana Tabip Odası ve Adana Ziraat Mühendisleri Odası   gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal’ın “…. Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığına verdiği adet termik santral lisans iptal davasının masraflarının Barolar Birliği tarafından karşılanması” ve “çevre hakkı ve yaşama hakkının içe geçmesi ve çevre-yaşama hakkı ihlali davalarını takibi… için Türkiye Barolar Birliği bünyesinde tam zamanlı olarak ücretli avukat olarak istihdam edilmesi” taleplerinin  “kabulüne karar vermesi talepli” 23.06.2014 tarihli dilekçesi.
39. 7 nolu kaynakçada age: 423 ve 450.
40. 7 nolu kaynakçada age: 403.
41. 7 nolu kaynakçada age. EK: 9 Çimento Fabrikasına Ait Toz Modellemesi Raporu. ÇED Raporu: 304-16.
42. 7 nolu kaynakçada age. Toz Modellemesi Raporu sayfa:xxi. ÇED Raporu: 399.
43 7 nolu kaynakçada age : 435.
44. Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği. 06.06.2008 tarih ve 26898 sayılı Resmi Gazete.
45. Committee on Environmental Epidemiology, National Research Council. Case Report. In: Environmental Epidemiology, Volume 2: Use of the Gray Literature and Other Data in Environmental Epidemiology. National Academies Press: 1997:13. file:///C:/Users/1/Downloads/5804.pdf. Erişim tarihi:14.07.2014.
46. Gürsoy U. Enerjide Toplumsal Maliyet ve Temiz ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları. Ankara; Türk Tabipleri Birliği: 2004.
47. Fitzpatrick M, Bonnefoy X. Guidance on the Development of Educational and Training Curricula. Environmental Health Services in Europe-4, Copenhagen: WHO Regional Publications, Euopean Series, No:84;1999:23-33.
48. 7 nolu kaynakçada age: 591.
49. 7 nolu kaynakçada age: 450.
50. İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne  Dair Kanun. 17.06.1989 Tarih ve 20198 Sayılı Resmi Gazete. http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.3572.pdf. Erişim tarihi: 09.07.2014.
51. Kalyoncu AF. Türkiye’de Astım Sıklığına Yönelik Araştırmalar. TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi, 1998:368.
52. Kalyoncu AF. Epidemiyoloji. içinde Kalyoncu AF, Türktaş H. (der.). Ulusal Verilerle Astma. Ankara;1998:89.
53. Kalyoncu A.F. Epidemiyoloji içinde Kalyoncu, A. F., Türktaş, H. (der.), Ulusal Verilerle Astma. Ankara; 1999:14.
54. 7 nolu kaynakçada age: 329.
55. Schnabe JW, Lohse J. Economic evaluation of dust abatement techniques in the European Cement Industry. A report produced for the European Commission DG XI Contract N° B4-3040/98/000725/MAR/E1;1999. http://www.oekopol.de/de/Archiv/Anlagenbezoger%20US/Dustreport/DUSTreport.htm. Erişim tarihi: 14.04.2008
56. EK: IV söz konusu bölümün çevirisi: “Giderek artan bir biçimde, çimento fırınlarında ikincil yakıt olarak atık yakılmaktadır.. 1998’e kadar, kadar, hava kirliliğinin belediye atık yakma fırınları standartlarından özellikle 89/429/EEC ve 89/369/EEC Direktifi içinde belirtilen standartları Avrupa mevzuatı kapsamında değildi. Ekim 1998 yılında, Komisyon, öneresini COM (1998) 558’i atık yakma fırınları için uyarladı. Teklifin bir kısmı bu direktifler kapsamında fabrikaların toz emisyonları için standartlar belirlemek için bir yakıt olarak atık yakmayı ve özellikle çimento fırınlarını kapsamaktadır.”. Çimento konularında World Business Council for Sustainable Development (WBCSD)’ın http://www.wbcsdcement.org/ adresinde pek çok yararlı doküman bulunmaktadır.
57. Marlowe I, Mansfield D. Toward a sustainable Cement Industry. 2002. http://www.wbcsdcement.org/pdf/final_report10.pdf. Erişim tarihi:14.04.2008
58. Varır A. Atıkların Alternatif Yakıt Olarak Enerji Amaçlı Kullanımı. 17 Haziran 2011 tarihli sunum. http://www.icci.com.tr/dosya/2011sunumlar/O40_Ahmet_Varir.pdf. Erişim tarihi: 15.07.2014
59. 7 nolu kaynakçada age: 406.
60. 7 nolu kaynakçada age: 177.  
61. 7 nolu kaynakçada age:434.
62. Morgan MG. Risk Analizi ve Yönetimi. Bilim (Scientific American Türkçe Basım), 1993:1(1):18-23.

 







[1] İletişim Adresi: sonbursali@yahoo.com